İngiltere’de faiz beklentileri tersine döndü: BOE’den piyasaları hareketlendiren mesaj
İngiltere Merkez Bankası’nın (BOE) faiz politikasıyla ilgili verdiği yeni mesajlar, küresel piyasalarda dikkatleri yeniden enerji fiyatları ve Hürmüz Boğazı’na çevirdi. BOE Para Politikası Kurulu üyesi Alan Taylor, Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimin enflasyon üzerinde baskı yarattığını kabul ederken, mevcut şartlarda faiz artırımı olmadan da fiyat baskılarının kontrol altına alınabileceğini ifade etti.
BOE CEPHESİNDEN “BEKLE-GÖR” MESAJI
MNI tarafından düzenlenen çevrim içi seminerde konuşan Taylor, İngiltere’de mevcut politika faizinin hâlâ ekonomiyi yavaşlatacak ölçüde sıkı olduğunu belirtti. Taylor’a göre faizlerin uzun süre mevcut seviyelerde tutulması, enflasyondaki yukarı yönlü riskleri frenlemek için yeterli olabilir.
Taylor, nötr faiz oranını yaklaşık yüzde 3 seviyesinde gördüğünü belirtirken, mevcut politika faizinin bunun üzerinde kalmasının özellikle enerji kaynaklı ikinci tur enflasyon etkilerini sınırlayabileceğini söyledi. Yetkili isim, ekonomide büyümenin zayıfladığı bir dönemde agresif faiz artışlarının gereksiz maliyet yaratabileceğine işaret etti.
“Uzun süreli bir bekleme döneminin ekonomide yeterince kısıtlayıcı etki yaratacağını düşünüyorum” değerlendirmesinde bulunan Taylor, mevcut para politikasının hâlâ sıkı bir zeminde bulunduğunu savundu.
HÜRMÜZ BOĞAZI VURGUSU DİKKAT ÇEKTİ
Taylor’ın açıklamalarında en dikkat çeken unsur ise Hürmüz Boğazı’na yaptığı vurgu oldu. Küresel enerji arzının kritik geçiş noktalarından biri olan boğazdaki gelişmelerin artık merkez bankalarının karar süreçlerinde doğrudan belirleyici hale geldiğini ifade eden Taylor, enerji fiyatlarının seyriyle birlikte para politikasının yönünün de değişebileceğini söyledi.
Taylor, “Para politikası artık yalnızca ekonomik verilerle değil, jeopolitik gelişmelerle de şekilleniyor. Hürmüz Boğazı bir ay sonra hâlâ kapalıysa bu piyasalar açısından olumlu bir tablo olmaz” ifadelerini kullandı.
BOE üyesi, petrol fiyatlarının kalıcı biçimde varil başına 130 dolar seviyesine yükselmesi halinde ise tabloyun tamamen değişebileceğini belirtti. Böyle bir senaryoda enerji maliyetlerinin ekonominin geneline yayılacağını söyleyen Taylor, ikinci tur fiyat etkilerinin güçlenmesiyle faiz artışının gündeme gelebileceğini dile getirdi.
PİYASALARDA FAİZ BEKLENTİLERİ TERSİNE DÖNDÜ
Orta Doğu’daki çatışmalar öncesinde yatırımcılar, BOE’nin yıl içerisinde iki ayrı faiz indirimi yapacağını fiyatlıyordu. Ancak enerji fiyatlarında yaşanan sert yükseliş ve enflasyon riskinin yeniden gündeme gelmesiyle beklentiler tamamen değişti.
Piyasalarda artık faiz indirimi yerine yeni faiz artışı ihtimali daha yüksek sesle konuşuluyor. Bu değişim özellikle İngiliz devlet tahvillerinde sert satış dalgasını beraberinde getirirken, tahvil faizlerinde de hızlı yükseliş görüldü.
Taylor, finansal piyasalarda oluşan bu sıkılaşmanın zaten para politikasını desteklediğini savunarak kredi koşullarındaki daralmanın ekonomik aktivite üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi.
“Finansal koşullarda belirgin bir sıkılaşma yaşandı ve bu durum atacağımız sonraki adımlar açısından önemli olacak” diyen Taylor, piyasa hareketlerinin BOE kararları üzerinde etkili olabileceğinin sinyalini verdi.
ENFLASYON VERİSİ İÇİN TEMKİNLİ DURUŞ
İngiltere’de Nisan ayı enflasyon verisinin beklentilerin altında gerçekleşmesini olumlu karşıladığını ifade eden Taylor, buna rağmen tek bir veriye bakarak iyimser sonuç çıkarılmaması gerektiğini belirtti.
Taylor, İngiliz ekonomisinin şu anda zayıf büyüme ile yüksek maliyet baskısının aynı anda yaşandığı kırılgan bir süreçten geçtiğini kaydederek, arz kaynaklı enflasyon baskılarının hâlâ ciddi risk oluşturduğunu söyledi. Yetkili isim, enerji piyasalarındaki oynaklığın sürmesi halinde merkez bankalarının manevra alanının daha da daralabileceği uyarısında bulundu.
