Dul ve yetim aylığı alanlar dikkat: Yargıtay son noktayı koydu

Miras hukuku, vefat eden kişinin ardından kalan mal varlığı ve borçların nasıl paylaşılacağını düzenler. Ancak bazı durumlarda, mirasın borçları karşılamaması söz konusu olabilir. Bu gibi durumlarda, mirasçılar için “reddi miras” hakkı önemli bir seçenek olarak ortaya çıkmaktadır. Peki, reddi miras kararı, dul ve yetim maaşı alma hakkını etkiler mi?

Vefat eden bir kişinin ardından mirasçılarının karşı karşıya kaldığı en büyük sorunlardan biri, geride bırakılan borçlar oluyor. Özellikle, ölen kişinin borçları mal varlığından fazla ise mirasçılar için bu durum ciddi bir yük teşkil edebiliyor. Ancak Türk Medeni Kanunu, mirasçıların bu yükten kurtulabilmesi için belirli haklar tanıyor.

VEFAT SONRASI MİRASÇILARIN KARŞILAŞTIĞI BORÇ SORUNLARI

Mirasçılar, ölüm tarihinden itibaren üç ay içerisinde “reddi miras” başvurusunda bulunarak, hem borçlardan hem de taşınır-taşınmaz tüm varlıklardan feragat edebilirler. Bu başvuru, mirasçılara mirasın getireceği mali yükümlülüklerden kurtulma imkanı sunuyor. Ancak, reddi miras işlemi yapıldıktan sonra da hak sahiplerinin bazı sosyal güvenlik hakları devam ediyor.

Kamuoyunda sıkça yanlış anlaşılan bir konu ise, reddi miras yapılmış olsa dahi dul ve yetim aylıklarının alınabileceği gerçeğidir. Sosyal güvenlik mevzuatı kapsamında değerlendirilen bu maaşlar, mirasın bir parçası olarak görülmüyor. Dolayısıyla, vefat eden kişinin eşine ve çocuklarına bağlanan dul ve yetim aylıkları, reddi miras durumunda dahi kesilmiyor ve hak sahipleri bu maaşlardan yararlanmaya devam edebiliyor.

ÖLEN KİŞİNİN PRİM BORCU VE MAAŞ BAĞLAMA ŞARTLARI

Sigortalı kişilerin vefat etmesi durumunda geride kalanlara ölüm aylığı bağlanabilmesi için bazı şartların yerine getirilmesi gerekiyor. Özellikle Bağ-Kur ve SSK sigortalıları için farklı kriterler bulunuyor.

Bağ-Kur sigortalısı olan bir kişinin vefatında, ölüm aylığı bağlanabilmesi için kişinin SGK’ya herhangi bir prim borcunun olmaması gerekiyor. Bu şart, geride kalanların mağdur olmaması ve aylık bağlanabilmesi için büyük önem taşıyor.

SSK (4/a) sigortalıları için ise durum biraz daha farklı. Burada, sigortalının en az 5 yıllık sigortalılık süresine sahip olması ve en az 900 gün prim ödemesi yapmış olması gerekiyor. Bu koşulları sağlayan kişilerin yakınları, ölüm aylığına hak kazanabiliyor.

Ancak, prim ödeme gün sayısı 1.800’e ulaştığında, 5 yıllık sigortalılık süresi şartı ortadan kalkıyor. Bu durumda, hak sahipleri doğrudan ölüm aylığı alabiliyor.

DUL VE YETİM AYLIĞI KİMLERE VERİLİR?

Sigortalının vefatının ardından, dul kalan eş, herhangi bir özel koşul aranmaksızın maaşa hak kazanıyor. Ancak, bu hak, dul eşin yeniden evlenmesi durumunda sona eriyor. Çocuklar ise belirli şartları sağlamaları halinde ölüm aylığı alabiliyor.

Bu şartlar; çalışmamak, emekli olmamak ve sürekli iş göremezlik geliri almamak olarak sıralanıyor.

Kız çocukları evlenene kadar bu haktan yararlanabilirken, erkek çocuklar için bu süre öğrenim gördükleri sürece ve en fazla 25 yaşına kadar devam ediyor.

YARGITAY’DAN EMSAL NİTELİĞİNDE KARAR

Yargıtay, miras hukuku konusunda emsal teşkil edecek bir karara imza attı. Yüksek Mahkeme’nin yerleşik içtihatlarına göre, mirası reddeden bireylerin, ölen yakınının sigortalılığı üzerinden bağlanan dul ve yetim aylıklarını almaya devam edebileceği belirtildi.

Özellikle kız çocukları için dikkat çeken bir diğer husus ise, mirası reddetmiş olsalar dahi evlendikleri takdirde “çeyiz yardımı” olarak bilinen iki yıllık ölüm maaşını toplu şekilde alabilmeleri. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan bu ödeme, daha sonra geri talep edilmiyor.

Kararın ardından uzmanlar, miras reddinin dul ve yetim maaşına engel olmadığını vurgularken, hak sahiplerinin bu konuda bilgilendirilmesinin önemine dikkat çekiyor. Yargıtay’ın bu kararı, benzer durumda olan birçok kişi için emsal niteliği taşıyor.