Emre Alkin’den enflasyon raporu değerlendirmesi: “Hedefle tahmin arasında çelişki var”
EKOTÜRK TV’de yayımlanan “Günün Yorumu” programında ekonomist Prof. Dr. Emre Alkin, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) son Enflasyon Raporu’nu kapsamlı şekilde değerlendirdi. Para politikası, kur rejimi, faiz patikası ve enflasyon hedefleri üzerinden dikkat çeken analizlerde bulunan Alkin, açıklanan verilerin hem teknik hem de güven boyutuyla tartışılması gerektiğini söyledi.
MERKEZ BANKASI HEDEFİ SABİT TUTTU, TAHMİN ARALIĞINI GENİŞLETTİ
TCMB, yıl sonu enflasyon hedefini yüzde 16 seviyesinde koruduğunu duyurdu. Ancak daha önce yüzde 13-19 bandında olan tahmin aralığını yüzde 15-21 seviyesine yükseltti. Alkin’e göre bu değişiklik, geçmiş dönemde yapılan teknik tutarsızlıkların bir sonucu.
Geçen yıl hedef sabit bırakılırken tahmin aralığının hedefin üzerinde belirlenmesini eleştirdiklerini hatırlatan Alkin, bu kez en azından matematiksel olarak daha tutarlı bir çerçeve çizildiğini ifade etti. Ancak bu revizyonun, hedefin tutacağı anlamına gelmediğini vurguladı.
“Yıl sonu hedefi korunuyor ama tahmin aralığının yukarı taşınması, fiilen hedefin risk altında olduğunu gösteriyor.”
GÜNÜN YORUMU
⏳Prof. Dr. @emrealkin1969 her gün 5 dakikada gündemi yorumluyor. pic.twitter.com/URGsHJQnlX
— EKOTÜRK (@Ekoturktv) February 12, 2026
FAİZ İNDİRİMİ MESAJI: POLİTİKA DEĞİŞMİYOR
Programda Merkez Bankası’nın ana politika duruşuna da değinen Alkin, enflasyon riskleri tam olarak ortadan kalkmadan faiz indirim sürecinin devam edebileceğine yönelik mesajların dikkat çektiğini söyledi.
Merkez Bankası’nın para politikasında köklü bir değişiklik sinyali vermediğini belirten Alkin, “Küçük ya da büyük ölçekli indirimler fark etmeksizin, faiz tarafında gevşeme eğilimi sürüyor” değerlendirmesinde bulundu.
“Enflasyon hedefi risk altındayken faiz indirimine kapıyı açık bırakmak piyasa açısından çelişkili bir mesajdır.”
KKM SONRASI DÖVİZ VE ALTIN TARTIŞMASI
Merkez Bankası Başkanı’nın Kur Korumalı Mevduat (KKM) sürecinin sona ermesiyle birlikte döviz tevdiat hesaplarındaki artışın temel nedenini altın fiyatlarındaki yükselişe bağlaması da eleştirildi.
Alkin’e göre, döviz kurunun baskılandığı bir ortamda yatırımcıların dövize yönelmemesi doğal. Küresel piyasalarda altın fiyatlarının yükselmesi ise gram altına olan ilgiyi artırıyor. Bu durumun temelinde Türk lirasına yeterli cazibenin üretilememesi yatıyor.
“Kur baskılanırken yatırımcının dövize gitmemesi normal; altın fiyatı yükselirken gram altına yönelmesi ise rasyonel bir tercihtir.”
KUR REJİMİ TARTIŞMASI: DALGALI MI, YÖNETİLEN Mİ?
Programda dikkat çeken bir diğer başlık ise kur rejimi oldu. Merkez Bankası Başkan Yardımcısı’nın yüksek faizle baskılanan kur modelinin sürdürülebilir olmayabileceğine yönelik ifadeleri, ardından Başkan tarafından yapılan müdahale ile farklı bir çerçeveye oturtuldu.
Alkin, bu tabloyu “yönetilen kur rejimi” tartışması olarak yorumladı. Resmi olarak dalgalı kur sisteminin uygulandığı belirtilse de, piyasadaki uygulamaların bununla örtüşmediğini savundu.
Yurt dışında Türk lirasına açığa satış yasağı, ihracat gelirlerinin belirli oranlarda Merkez Bankası’na satılması zorunluluğu ve çeşitli makro ihtiyati tedbirler, kur üzerindeki kontrolün göstergesi olarak değerlendiriliyor.
UZMANLARDAN NOT KIRAN YORUMLAR
Ekonomist Mahfi Eğilmez ve Hakan Kara gibi isimlerin de Enflasyon Raporu’na temkinli yaklaştığına dikkat çekildi. Hedeflerin uzun süredir tutmadığını hatırlatan uzmanlar, modelin gözden geçirilmesi gerektiği görüşünde.
Hakan Kara’nın, son üç yıldır çıktı açığının negatif öngörülmesine rağmen gerçekleşmemesine, enflasyon tahminlerinin sistematik biçimde düşük kalmasına ve “geçici” söyleminin sonuç vermemesine yaptığı vurgu da programda aktarıldı.
Mahfi Eğilmez ise “Hedef bir kez tutmayabilir; ancak sürekli sapma varsa model sorgulanmalıdır” yaklaşımıyla mevcut politika setinin yeniden ele alınması gerektiğine işaret etti.
PARA POLİTİKASI MI, MALİYE POLİTİKASI MI?
Alkin’e göre Merkez Bankası’nın son dönemde izlediği yaklaşım, para politikasını enflasyonla mücadeleden kısmen uzaklaştırıp maliye politikasına destek veren bir çerçeveye kaydırıyor.
Bu durumun kurumsal güvenilirlik açısından risk oluşturabileceğini belirten Alkin, özellikle iletişim dilindeki çelişkilerin piyasada soru işaretlerine yol açtığını söyledi.
Makro ihtiyati tedbirlerin enflasyonla mücadelede sınırlı etki gösterdiğini de dile getiren Alkin, mevcut tablonun “sessiz bir çığlık” niteliği taşıdığını ifade etti.
GIDA ENFLASYONU MESAJI: “EN KÖTÜSÜ GERİDE Mİ?”
Merkez Bankası Başkanı’nın gıda enflasyonuna ilişkin “Ocak-Şubat sonrası en kötü dönem geride kalacak” mesajı da programın son bölümünde değerlendirildi.
Gıda fiyatlarındaki yapısal sorunlara dikkat çeken Alkin, bu alandaki iyileşmenin yalnızca mevsimsel etkilerle sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı.
Enflasyon hedeflerinin gerçekleşme ihtimalinin zayıf olduğunu belirten Alkin, para politikası ile enflasyon arasındaki bağın yeniden güçlendirilmesi gerektiği görüşünü dile getirdi.
