O detay gözden kaçmıştı! ‘Elektrik zammı’ sinyali planı bozdu: Tarih vererek, ‘çok kritik’ dedi
Piyasalar Merkez Bankası’nın 22 Ocak’taki toplantısına kilitlenmişken masadaki hesaplar değişti. Asgari ücret, gıda fiyatlarındaki artış derken %4’e dayanan Ocak enflasyonu beklentileri ve Şubat ayında yapılması tahmin edilen elektrik zammı 150 baz puanlık faiz indirim ihtimalini zayıflattı. Uzmanlar, “Ocak, Şubat ve Mart aylarına dikkat” diyerek uyardı. İşte detaylar…
Piyasalarda bir süredir hakim olan faiz indirim rüzgarı, yılın ilk günlerinden gelen enflasyon sinyalleri ile yerini temkinli bir bekleyişe bıraktı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 22 Ocak’taki yılın ilk faiz toplantısı öncesinde risk primindeki düşüşün yarattığı iyimserlik, tek başına bir gevşeme adımı atılması için yeterli görülmüyor. Fiyat artış eğilimi yumuşamakla birlikte yapışkanlığın hizmet gibi bazı sektörlerde devam etmesi 150 baz puanlık bir indirimin dengeleri bozabileceği endişesini güçlendiriyor.
Ocak ayı enflasyonu ne olacak?
Öncü göstergeler, maaş artışlarının da etkisiyle ocak ayı enflasyonunda piyasanın %3,5 olan beklenti çıtasının aşılabileceğini ve gerçekleşmenin %4 sınırına dayanabileceğini işaret etti. Bu yükselişin ardındaki temel dinamik ise akaryakıt fiyatlarındaki sınırlı negatif etkiye rağmen, gıda ve sağlık kalemlerinde yaşanan sert artışlar… Özellikle süt ve et fiyatlarındaki tırmanış gıda enflasyonunu yukarı yönlü tetiklerken, sağlık harcamalarındaki güncellemenin de aylık enflasyonu 0,2 puanlık doğrudan bir yük getirmesi, ‘tek haneli enflasyon’ yolundaki adımları zorlaştırıyor.
Faiz indiriminde ‘erken adım’ riski
Piyasa her ne kadar 22 Ocak için 150 baz puanlık bir indirim senaryosuna odaklansa da enflasyonun yüksek seyretmesi bu adımı bir ‘risk yönetimi’ sorununa dönüştürüyor. Erken ve hızlı bir faiz indirimi halihazırda kırılgan olan fiyatlama davranışlarını daha da bozma tehlikesi taşıyor. Ocak ayında maaş artışlarına ek olarak yönetilen ve yönlendirilen fiyatlardaki güncellemeler de bu tabloyu karmaşık hale getiriyor. Özellikle maktu ÖTV artışları bütçe disiplini ve talebin dengelenmesi açısından dezenflasyon politikası ile uyumlu bir adım olarak değerlendirilse de diğer maliyet unsurları Merkez Bankası’nın manevra alanını daraltıyor.
Dezenflasyon sürecine ‘elektrik’ sınavı
Ancak bu noktada en kritik başlık olarak ‘elektrik zammı’ tartışmaları öne çıkıyor. Elektrik fiyatlarına ilişkin ‘enflasyon beklentileri ile uyumlu olacak’ açıklamaları olası zam ihtimalini gündeme taşırken, para politikası üzerindeki baskı oluşturma riski piyasaların radarına girmiş durumda. Şubat ayına işaret edilen bu artışın yaratacağı doğrudan ve dolaylı etkiler için ‘TCMB’nin daha yüksek oranlı faiz indiriminde elini zayıflatabilir” yorumları da yapılıyor.
Merkez Bankası için risk yönetim virajı
Merkez Bankası’nın enflasyonun yüksek seyrettiği bir tabloda sert bir faiz indirimine gitmesi, hali hazırda düşüş eğilimine giren enflasyon beklentilerini yeniden bozma riski taşıyor. Piyasa uzmanlarına göre, beklentilerde yaşanacak bu olası bozulma dezenflasyon sürecine zarar verirse banka, faiz indirim sürecine tahmin edilenden çok daha uzun bir süre ara vermek ya da para politikasını yeniden sıkılaştırmak zorunda kalabilir. Faiz politikasının gelişmekte olan piyasalarda 12 ila 18 aya yayılan gecikmeli etkisi göz önüne alındığında bu tür bir risk yönetimi, bankayı piyasanın beklediği 150 baz puanlık adımdan çok daha temkinli bir patikaya zorlayabilir.
Nitekim TCMB Başkanı Fatih Karahan enflasyonun belirlenen ara hedeflerden belirgin şekilde sapması durumunda para politikası duruşunun yeniden sıkılaştırılabileceğinin altını da çizerek, piyasadaki erken gevşeme beklentilerine karşı bir nevi ‘şerh’ koymuş oldu.
100 baz puanlık indirim ihtimali yeniden masada
Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gökhan Işıl, yaşanan belirsizlikler nedeniyle Merkez Bankası’nın yılın ilk faiz kararında çok agresif davranamayacağını dile getirdi. Bankanın temkinli bir hamle yaparak 100 baz puanlık bir faiz indirimi yapabileceğinin altını çizdi.
“Enflasyon hedeflerine revize kapıda”
Geçtiğimiz yıl yaşanan sapmanın bir sonucu olarak, şubat ayında yayımlanacak yeni Enflasyon Raporu’nda 2026 hedeflerinin de gerçeklerle uyumlu hale getirilmesi bekleniyor. Işıl, şu an %16 olan 2026 yıl sonu enflasyon tahmininin, ekonomik gerçekler ışığında %19 seviyesine revize edilmesinin güçlü bir ihtimal olduğunu vurguladı.
Yılın ilk ayında maaş ve fiyat ayarlamaları nedeniyle enflasyonun %4 dolaylarına çıkabileceğine dikkat çeken Işıl, bu yükselişin tek başına dezenflasyon sürecinin bittiği anlamına gelmeyeceğini söyledi. Bu geçici etkilerin asıl gidişatı gölgelememesi gerektiğini belirten Işıl, programın başarısını ölçmek için şubat ve mart aylarını kapsayan üç aylık ana eğilimin takip edilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Sinem Eryılmaz / Ekotürk TV Ekonomi Editörü
