Türkiye’nin dış açığında madencilik alarmı: Bor ve mermerde büyük fırsat kaçıyor mu?
Türkiye Madenciler Derneği (TMD) Başkanı Mehmet Yılmaz, madencilik sektörüne dair dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Yılmaz, sürdürülebilirlik ilkeleri kapsamında Kanada’da uygulanan standartların Türkiye’ye uyarlanacağını ve kurallara uymayan şirketlerin dernek üyeliğinden çıkarılabileceğini açıkladı.
DIŞ AÇIĞIN EN BÜYÜK PAYI MADENCİLİKTE
2025 yılının ilk yarısında Türkiye’nin dış ticaret açığı 49,3 milyar dolara ulaştı. Bunun 20,8 milyar dolarlık bölümü yalnızca madencilik faaliyetlerinden kaynaklandı. Yılmaz, bu tablonun sektörün ekonomi üzerindeki yükünü gözler önüne serdiğini belirterek, madenciliğin stratejik öneme sahip olduğunu ifade etti.
GSYH İÇİNDEKİ PAYI YETERSİZ
Yılmaz, madenciliğin milli gelirdeki payının Türkiye’de sadece yüzde 1,5 seviyesinde olduğunu, oysa Rusya’da yüzde 14, Çin’de yüzde 13, Kanada’da yüzde 7,5, ABD’de ise yüzde 4,5 olduğunu hatırlattı. Bu farkın kapanması gerektiğine dikkat çeken Yılmaz, Türkiye’nin payını en az yüzde 2’ye çıkarmayı hedeflediklerini söyledi.
KATMA DEĞERLİ ÜRETİM STRATEJİSİ
Türkiye’nin özellikle bor ve mermer gibi madenlerde küresel ölçekte güçlü bir potansiyele sahip olduğunu dile getiren Yılmaz, ham ihracat nedeniyle büyük kayıplar yaşandığını vurguladı. “Bor, krom ve diğer birçok maden işlenmeden yurt dışına satılıyor, bu da ülkeye düşük gelir bırakıyor” dedi.
Elektrikli araç bataryaları, rüzgâr türbinleri ve güneş panelleri gibi teknolojilerde kullanılan lityum, kobalt ve nikelin kritik önemine değinen Yılmaz, bu alanlarda yatırımların artırılması gerektiğini söyledi.
SÜRDÜRÜLEBİLİR MADENCİLİKTE YENİ PROTOKOL
Sürdürülebilir madencilik konusunda yeni adımlar atıldığını açıklayan Yılmaz, 15 Eylül’de bir protokolün imzalanacağını duyurdu. Kanada’daki uygulamaların Türkiye’de devreye alınacağını belirten Yılmaz, kriterlere uyan firmaların sertifika alacağını, kriterlere uymayanların ise sektörden dışlanabileceğini söyledi.
Bu kriterler arasında su kaynaklarının verimli kullanımı, atıkların geri dönüşümü ve çevresel sürdürülebilirlik ilkeleri bulunuyor.
ALTINDA İTHALAT KISITLAMASI VE KAYIT DIŞI RİSK
Yılmaz, 2023 yılında 30 milyar dolarlık altın ithalatı yapıldığını hatırlatarak, kota uygulamasının cari açıkta düşüş sağladığını ancak kayıt dışı altın girişlerini artırdığını ifade etti.
Bugüne kadar Türkiye’de toplam 520,5 ton altın üretildiğini belirten Yılmaz, ekonomiye kazandırılmayı bekleyen yaklaşık 6 bin tonluk altın rezervi bulunduğunu kaydetti. Buna rağmen, son 29 yılda 5 bin tonun üzerinde ithalat yapıldığını söyledi.
Geçtiğimiz yıl 222 ton altın ithalatı için 17,1 milyar dolar harcandığını, yerli üretimin ise yalnızca 2,5 milyar dolar seviyesinde kaldığını vurguladı.
MADEN RUHSATLARINDA ÇARPICI TABLO
Türkiye’de maden arama ruhsatlarının ülke yüzölçümünün yüzde 10’una karşılık geldiğini belirten Yılmaz, ancak işletme ruhsatlarının binde 1 oranında kaldığını açıkladı. “200 ruhsattan yalnızca 1 tanesi işletmeye dönüşebiliyor” diyen Yılmaz, sektörün karşılaştığı en büyük zorluklardan birinin bu olduğunu söyledi.
