Cumhurbaşkanı Erdoğan’den güçlü Türkiye mesajı: Meslekler dönüşüyor, istihdam alanında ezberler bozuluyor
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da gerçekleştirilen OECD 2026 Beceriler Zirvesi kapsamında yaptığı konuşmada, teknoloji ve yapay zekâ etkisiyle çalışma hayatında köklü değişimler yaşandığını söyledi. Erdoğan, istihdam piyasasında eski alışkanlıkların sona erdiğini, yeni meslek alanlarının hızla ortaya çıktığını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına kıtaların kesişim noktası olan İstanbul’da uluslararası kuruluş temsilcilerini, uzmanları ve bakanları ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirterek başladı. Zirvenin ülkeler ve kurumlar açısından verimli sonuçlar doğurmasını temenni etti.
YAPAY ZEKA VE TEKNOLOJİ DÜNYAYI DEĞİŞTİRİYOR
Erdoğan, dünyanın son yıllarda yapay zekâ ve dijitalleşmenin öncülüğünde büyük bir dönüşümden geçtiğini ifade etti. Bu sürecin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal ve akademik etkiler doğurduğunu belirten Erdoğan, değişimin artık kaçınılmaz hale geldiğini söyledi.
Önüne çıkan her alanı etkileyen bu dönüşüm dalgasını durdurmak mümkün değil, önemli olan onu doğru okumak ve doğru yönetmektir.
Cumhurbaşkanı, karar vericilerin görevinin teknolojik değişimi engellemek değil, toplum yararına yönlendirmek olduğunu kaydetti.
İSTİHDAM PİYASASINDA ESKİ DÜZEN BOZULUYOR
OECD ile Türkiye arasındaki iş birliğine dikkat çeken Erdoğan, küresel diyalog mekanizmalarının her zamankinden daha önemli olduğunu söyledi.
İş gücü piyasasında ciddi bir dönüşüm yaşandığını belirten Erdoğan, üretim modellerinin değiştiğini ve buna bağlı olarak birçok mesleğin yeniden şekillendiğini dile getirdi. Bazı iş kolları önemini kaybederken, teknoloji odaklı yepyeni çalışma alanları hızla büyüyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a göre ülkelerin gelecekteki başarısını belirleyecek temel unsur, sahip oldukları insan kaynağının niteliği olacak. Eğitimli, uyum sağlayabilen ve beceri seviyesi yüksek toplumların öne çıkacağı değerlendiriliyor.
ZİRVENİN TEMASI DİKKAT ÇEKTİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirvenin ana temasının “nesiller arası yeteneğin ortaya çıkarılması” olarak belirlenmesini isabetli bulduğunu ifade etti. Yapılacak oturumlar ve değerlendirmelerin küresel beceri politikalarına yön verebileceğini söyledi.
Geleceğin rekabetinde ülkeleri öne taşıyacak unsur, doğal kaynaklardan çok nitelikli insan gücü olacak.
Konuşmasının sonunda İstanbul’un tarihi, kültürel ve medeniyet birikimine de değinen Erdoğan, zirveye katılan misafirlerin şehri yakından tanıma fırsatı bulacaklarına inandığını belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti;
ÇALIŞMA ÇAĞINDAKİ NÜFUS DARALIYOR
YAŞLANAN NÜFUS İŞ GÜCÜNÜ ZORLUYOR
DİJİTAL DÖNÜŞÜM BECERİ HARİTASINI DEĞİŞTİRİYOR
YENİ MESLEKLER DOĞUYOR, ESKİ İŞLER KAYBOLUYOR
Uluslararası araştırmalar OECD ülkelerinin büyük bölümünde çalışma çağındaki nüfusun daraldığını gösteriyor. Nüfusumuz giderek yaşlanırken iş gücü piyasalarımız yeni baskılara, yeni meydan okumalara maruz kalıyor. Dijital ve yeşil dönüşüm, beceri talebinin niteliğini de kökten değiştiriyor. Bazı sektörlerde kaçınılmaz olarak iş gücü talebi azalırken yeni istihdam alanlarında çalışacak personel bulmakta zorluk çekiliyor. Bunu ülkemiz dahil tüm ekonomiler farklı düzeylerde tecrübe etmektedir. Bilhassa robotik teknolojilerin ve yapay zeka kullanımının yaygınlaşması yeni imkanlarla beraber çeşitli endişeleri de beraberinde getirmektedir.
ROBOT PİYASASINDA DEV BÜYÜME BEKLENİYOR
KARANLIK FABRİKALAR YAYGINLAŞIYOR
YAPAY ZEKA DESTEKLİ ÜRETİM YENİ ÇAĞI BAŞLATIYOR
ENDÜSTRİ 4.0 SANAYİDE DENGELERİ DEĞİŞTİRİYOR
Bakınız şurası son derece dikkat çekicidir; küresel robot piyasasının şu anki 100 milyar dolar seviyesinden 2050’ye kadar 25 trilyon dolarlık bir pazara dönüşeceği öngörülüyor. Kimi ülkelerde adına ‘karanlık fabrika’ denilen tamamen otomasyona dayalı üretim tesisleri hızla yaygınlaşıyor. Yapay zekanın talimat verdiği, robotların uyguladığı, dolayısıyla üretim süreçlerinin hemen hiçbir aşamasında insan unsurunun olmadığı bu yeni durumun nasıl yönetileceği büyük bir muamma olarak önümüzde duruyor. Endüstri 4.0 süreci bir taraftan daha ucuz, daha hızlı ve hatasız üretim imkanı sunarken diğer taraftan da ciddi sıkıntılara yol açıyor. Sadece karanlık fabrika gerçeğine bakmak bile iş gücü açısından sanayi devrimine benzer bir değişim dalgasıyla karşı karşıya olduğumuzu görmek için fazlasıyla yeterlidir. Beceriler Zirvesi’nde ele alınacak üç konu başlığının başta iş çevrelerimiz olmak üzere hepimize farklı ufuklar kazandıracağına inanıyorum.
BİLGİYİ KULLANMAK EN AZ SAHİP OLMAK KADAR ÖNEMLİ
EĞİTİMDE YENİ DÖNEM BAŞLIYOR
OKUL SINIRLARI AŞAN ÖĞRENME MODELİ
EĞİTİM SİSTEMLERİ YENİDEN ŞEKİLLENİYOR
“Bilgiye sahip olmak kadar onu işlemek de önem arz ediyor”Şüphesiz eğitim, her alanda olduğu gibi bu süreçte de öncelikli meseledir. Bilginin bir ülke, bir şirket veya bir şahıs için en büyük güç kaynaklarından biri olduğunun hepimiz farkındayız. Ancak güncelliğini kaybetmiş ya da pratiğe dönüşmeyen bilgi, sahibi için yüktür. Bilgiye sahip olmak kadar onu işlemek, kullanmak, dönüştürmek ve yeni durumlara uyarlamak da büyük önem arz ediyor. Yani içeriği, araçları, uygulayıcısı ve alıcısıyla eğitimin tüm paydaşlarının çağımızın değişim hızına ayak uydurması gerekiyor.Burada şu çarpıcı gerçeğe dikkatlerinizi çekmek istiyorum; OECD’nin yaptığı değerlendirmelere göre birçok ülkede öğrencilerin temel becerilerinde gerileme yaşanmakta, öğretmen iş gücü yaşlanmakta, eğitim sistemlerinin yeniden şekillendirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bizler artık öğrenmenin okul sıralarında başlayıp diploma ile tamamlandığı bir dönemde yaşamıyoruz. Tam tersine günümüzde öğrenme; hayatın tamamına yayılmış dinamik bir süreci ifade ediyor.
DÜNYA NÜFUSU HIZLA YAŞLANIYOR
2030 VE 2050 İÇİN ÇARPICI DEMOGRAFİ UYARISI
İNSANLAR DAHA UZUN SÜRE ÇALIŞACAK
BİREYSELLEŞME YENİ SOSYAL RİSKLER DOĞURUYOR
Nazarı dikkate alınması gereken bir diğer husus şudur; 2030’da dünya nüfusunun beşte birinin 60 yaş ve üstü kişilerden oluşacağı, 2050’de ise bu oranının dörtte biri bulacağı tahmin ediliyor. Dolayısıyla insanlar iş hayatında her geçen yıl geçmişe kıyasla daha uzun süre kalacak demektir. Bir de buna aşırı bireyselleşmeyi, geleneksel aile yapısının çözülmesini, ‘her koyun kendi bacağından asılır’ sözünde vücut bulan bencilliğin giderek daha fazla kabul görmesini eklediğimizde karşımıza ciddi bir sorun çıkıyor.
AİLE BAĞLARI TÜRKİYE’YE GÜÇ KATIYOR
DAYANIŞMA KÜLTÜRÜ EN BÜYÜK AVANTAJLARDAN BİRİ
AİLE MÜESSESESİNE DESTEK SÜRÜYOR
SOSYAL GÜVENLİKTE KAPSAYICI MODEL VURGUSU
“Aile bağlarımızın halen diri olması, bize avantaj sağlamaktadır”Hamdolsun ülkemiz bu konuda dünyanın pek çok ülkesine kıyasla çok iyi bir yerdedir. Aile bağlarımızın halen diri olması, yardımlaşma ve dayanışma kültürünün halen güçlü olması bize önemli bir avantaj sağlamaktadır. Buna rağmen bir taraftan toplumun temeli olan aile müessesesini çeşitli projelerle güçlendirirken diğer taraftan da dünyanın en kapsamlı sosyal güvenlik sistemiyle kimseyi dışarıda bırakmamaya özen gösteriyoruz.
YETİŞKİN EĞİTİMİ KRİTİK ÖNEM TAŞIYOR
HAYAT BOYU ÖĞRENME REKABET GÜCÜNÜ BELİRLEYECEK
GİZLİ YETENEKLER EKONOMİYE KAZANDIRILMALI
KAPSAYICI KALKINMA MESAJI VERİLDİ
Üzerine titrediğimiz hususlardan biri de yetişkinlerin eğitimidir. Yetişkinlerin becerilerini güncellemesi, yeni alanlarda yetkinlik kazanması ve değişime uyum sağlayabilmesi hepimiz için kritik önemdedir. Esnek eğitim modelleri, kariyer rehberliği mekanizmaları ve işverenlerle kurulan etkin ortaklıklar iş gücü piyasalarında belirleyici olacaktır. Daha açık bir ifadeyle hayat boyu öğrenme sadece bireylerin kariyerlerini değil, ülkelerin rekabet gücünü de belirleyecektir. Gizli kalan yeteneklerin ortaya çıkarılması ise günümüzde ekonomik bir ihtiyaç olduğu ölçüde aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur. Bugün pek çok ülkede kadınlar, göçmenler ve dezavantajlı öğrenciler gibi kesimler potansiyellerini maalesef tam olarak kullanamıyor. Bu durumun sonuçlarını yalnızca ekonomik bir kayıp olarak göremeyiz. Beşeri sermayesinin önemli bir kısmını atıl bırakan hiçbir ülke gerçek anlamda güçlü bir kalkınma hamlesine girişemez.
KADIN İSTİHDAMINDA TARİHİ ARTIŞ
İŞ GÜCÜNE KATILIM ORANI YÜKSELDİ
KADINLARIN ÖNÜNDEKİ ENGELLER KALDIRILDI
KAMUDA KADIN TEMSİLİ GÜÇLENDİ
“Kadınların iş gücüne katılım oranını yüzde 34,7’ye çıkardık”Ayrımcılık ve eşitsizlik başta olmak üzere farklı nedenlerle vatandaşlarına kendi potansiyellerini gerçekleştirme fırsatı sunamayan ülkelerde adil bir düzenin varlığından bahsedilemez. Türkiye olarak özellikle kadınlara yönelik özgün projeleri devreye alarak bu alanda 20-25 sene önce hayal dahi edilemeyen başarılara imza attık. Göreve geldiğimizde yüzde 27,9 olan kadınların iş gücüne katılım oranını yüzde 34,7’ye çıkardık. Yine aynı dönemde ülkemizde kadın istihdam oranı yüzde 25,3’ten yüzde 31,7’ye yükseldi. Kadınları sosyal hayattan, ekonomik hayattan, özellikle eğitimden yoksun bırakan her türlü bariyeri ortadan kaldırdık. Bunun neticesinde kadın kamu çalışanlarının oranı sadece son 12 yılda yüzde 34,2’den yüzde 43,38’e çıktı.
ANNELERE YENİ HAKLAR GETİRİLDİ
DOĞUM İZNİ 24 HAFTAYA YÜKSELTİLDİ
GENÇLER İÇİN TÜM İMKANLAR SEFERBER EDİLDİ
MESLEKİ EĞİTİM YENİDEN CAZİBE MERKEZİ OLDU
GENÇLİĞİN ÜRETİM ÇAĞI GÜÇ PROGRAMI DEVREDE
Geçen hafta meclisimizde kabul edilen bir kanunla çok önemli bir kolaylığı da kadınların istifadesine sunduk. Yeni düzenlemelerle birlikte çalışan tüm annelerimizin doğum izni süresini 24 haftaya yükselttik.Aynı şekilde gençlerimizin eğitimi ve istihdamı için de tüm imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız. Göreve geldiğimizden bu yana her yıl bütçede aslan payını eğitime ayırdık. Demokrasinin askıya alındığı günlerde ikinci plana itilen mesleki eğitimi tekrar cazibe merkezi haline getirdik. Yine bu süreçte çeşitli programlarla gençlerimizi geleceğin mesleklerine hazırlıyor, eğitim kurumlarımızın iş dünyasıyla irtibatını artırıyoruz. 6 Ocak’ta kamuoyumuzla paylaştığımız ‘Gençliğin Üretim Çağı Güç Programı’ bunlardan biridir.
