ABD enflasyonu yüzde 3,8’e çıktı: Fed için kritik süreç başladı
ABD’de nisan ayı enflasyon verilerinin beklentilerin üzerinde gelmesine rağmen tahvil piyasalarının sakin tavrını koruması, ekonomistler arasında yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. Bloomberg Opinion yazarı Jonathan Levin, piyasaların enerji kaynaklı fiyat baskılarının kısa sürede sona ereceğine fazla iyimser yaklaştığını savundu.
ABD’de tüketici fiyat endeksi nisanda yıllık bazda yüzde 3,8 artarak Mayıs 2023’ten bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaştı. Buna rağmen yatırımcıların büyük bölümü, mevcut enflasyon dalgasının geçici kalacağı ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) yeniden faiz artırmak zorunda kalmayacağı görüşünü fiyatlamaya devam ediyor.
ENERJİ KRİZİ ENFLASYONU BESLEMEYİ SÜRDÜRÜYOR
ABD ile İran arasında devam eden gerilim enerji piyasalarındaki baskıyı artırırken, petrol ve akaryakıt fiyatlarında yaşanan yükselişin yaz aylarında daha da belirgin hale gelebileceği değerlendiriliyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’na ilişkin belirsizliklerin devam etmesi, küresel arz endişelerini canlı tutuyor.
Uzmanlara göre enerji maliyetlerindeki yükseliş sadece akaryakıt fiyatlarını değil, hava yolu taşımacılığından gıda üretimine, plastikten tüketici elektroniğine kadar birçok sektörü zincirleme biçimde etkiliyor.
Petrol fiyatlarındaki artışın ikinci dalga etkileri ise çekirdek enflasyon üzerinde baskı oluşturmaya başladı. Jet yakıtı maliyetlerindeki yükseliş uçak biletlerine yansırken, gübre maliyetleri de gıda fiyatlarını yukarı taşıyor. Aynı zamanda yapay zekâ yatırımlarının hızlanmasıyla birlikte çip, hafıza ve donanım tarafında oluşan arz darboğazları teknoloji ürünlerinde fiyat baskısını artırıyor.
ÜCRET-FİYAT SARMALI ENDİŞESİ GÜNDEME GELDİ
Ekonomistlere göre asıl kritik risk ise enflasyonun ücretlere yansıması. ABD ekonomisinin 1970’lerdeki sert ücret-fiyat sarmalından farklı bir yapıda olduğu belirtilse de, pandemi sonrası dönemde yaşanan gelişmeler benzer bir sürecin yeniden oluşabileceğini gösteriyor.
Mart ve nisan aylarında ABD’de istihdam piyasasının yeniden hız kazanması dikkat çekti. Son iki ayda yaklaşık 300 bin kişilik yeni istihdam yaratılırken işsizlik oranı yüzde 4,3 seviyesinde dengelendi. Ancak uzmanlar mevcut tabloyu tam anlamıyla güçlü bir iş gücü piyasası olarak tanımlamıyor.
Analistlere göre çalışanların yüksek yaşam maliyetleri karşısında daha yüksek maaş talepleri gündeme getirmesi, enflasyonun kalıcı hale gelmesine neden olabilir.
Pandemi sonrası dönemde uzun süre yüksek enflasyona maruz kalan ABD’li tüketicilerin fiyat artışlarına karşı hassasiyetinin arttığı belirtiliyor. Ayrıca Başkan Donald Trump yönetiminin tarifeler ve Orta Doğu politikalarının fiyat baskılarını artırdığı yönündeki eleştiriler de dikkat çekiyor.
FED FAİZLERİ UZUN SÜRE YÜKSEK TUTABİLİR
Tahvil piyasaları şu an için Fed’in bu yıl faiz artırımı yapmayacağı görüşünde birleşse de, bazı ekonomistler bu beklentinin fazla iyimser olduğunu düşünüyor. Özellikle çekirdek enflasyondaki yukarı yönlü hareketin sürmesi halinde Fed’in faizleri uzun süre yüksek seviyelerde tutabileceği değerlendiriliyor.
Nisan ayı verisinin ardından iki yıllık ABD tahvil faizleri gün içinde sınırlı yükseliş gösterirken, yatırımcıların büyük kısmı enerji fiyatlarının zamanla gerileyeceğini varsaymaya devam etti. Ancak Bloomberg Economics modeline göre mayıs ayında ABD’de yıllık enflasyonun yüzde 4,2 seviyesine yaklaşabileceği tahmin ediliyor.
Ekonomistler, piyasaların enflasyon riskini erken fiyatlamadığı uyarısında bulunurken, tüketiciler açısından asıl maliyet baskısının önümüzdeki aylarda daha net hissedilebileceğini belirtiyor.
