Akıllı sürüşte büyük kriz: BYD’nin sürüş sistemi kontrolden mi çıkıyor?

Çinli otomotiv devi BYD’nin ileri sürüş destek sistemi “God’s Eye”, kullanıcı deneyimleriyle birlikte yeniden tartışma konusu haline geldi. 2024 sonunda yaklaşık 1,1 milyon yuan (160 bin dolar) ödeyerek markanın amiral gemisi Yangwang U8 modelini satın alan bazı kullanıcılar, sistemin vaat ettiği güvenlik ve otonom sürüş performansını karşılamadığını dile getiriyor. Özellikle son dönemde sosyal medyada artan şikayetler, şirketin teknoloji vizyonu ile gerçek kullanım performansı arasındaki farkı gündeme taşıdı.

ANİ HIZLANMA VE “HAYALET DİREKSİYON” ŞİKAYETLERİ

Güneybatı Çin’de yaşanan bir olayda, sürücünün aktardığına göre araç açık ve güvenli bir yolda ilerlerken aniden hızlanarak 93 km/s seviyesine çıktı ve yol kenarındaki refüje yöneldi. Benzer bir başka vakada ise araç, sürücü müdahalesi olmadan ani bir manevrayla şerit değiştirdi ve karşı yönden gelen araçlarla çarpışma riski doğurdu.

“Sisteme güvendim ama kontrolü kaybettim” diyen kullanıcılar, BYD ile uzun süredir çözüm arayışında olduklarını belirtiyor.

Bu tür deneyimler tekil kalmazken, Xiaohongshu gibi platformlarda paylaşılan kullanıcı yorumlarında direksiyon hataları, navigasyon kesintileri ve geciken yazılım tepkileri öne çıkıyor.

SATIŞLARDA GERİLEME VE REKABET BASKISI

Şirketin 2026’nın ilk iki ayında satışlarının yüzde 36 oranında gerilemesi, bu tartışmaların zamanlamasını daha da kritik hale getiriyor. Aynı dönemde Çin otomobil pazarında liderlik koltuğunu Geely’ye kaptıran BYD, özellikle teknoloji tarafındaki performansıyla sorgulanıyor.

Buna rağmen BYD, God’s Eye sistemini sadece lüks segmentte değil, daha uygun fiyatlı modellerde de standart hale getirerek pazarda agresif bir strateji izliyor. Bu durum, teknolojinin geniş ölçekte yayılmasını sağlarken aynı zamanda sorunların daha görünür hale gelmesine neden oluyor.

“BYD’nin donanım gücü etkileyici olsa da yazılım tarafında ciddi bir uygulama açığı bulunuyor.”

TEKNOLOJİDE ÖLÇEK VE OLGUNLUK ARASINDAKİ FARK

2025 sonu itibarıyla Çin’de satılan 2,5 milyondan fazla BYD aracında God’s Eye sisteminin yer aldığı belirtiliyor. Bu rakam, Tesla’nın dünya genelindeki yaklaşık 1,1 milyon FSD kullanıcısının oldukça üzerinde. Ancak uzmanlara göre yaygınlık, sistemin olgunluk seviyesini doğrudan göstermiyor.

“Yüksek dağıtım hacmi, teknolojinin kusursuz olduğu anlamına gelmez; ölçek ile kalite her zaman paralel ilerlemez.”

BYD’nin sistem mimarisi de model bazında farklılık gösteriyor. Giriş segmentte yalnızca kamera tabanlı çözümler sunulurken, orta segmentte daha gelişmiş yazılım entegrasyonu bulunuyor. Üst segmentte ise lidar sensörleriyle desteklenen daha kapsamlı bir sistem yer alıyor.

GLOBAL RAKİPLERLE KARŞILAŞTIRMA

ABD merkezli üreticiler de benzer sorunlarla karşı karşıya. Tesla’nın “Full Self-Driving” sistemi ölümcül kazalar nedeniyle soruşturma altında bulunurken, Ford’un BlueCruise teknolojisi de regülatörlerin incelemesine tabi tutuluyor. Bu durum, yarı otonom sürüş teknolojilerinin küresel ölçekte henüz tam anlamıyla güvenilir hale gelmediğini gösteriyor.

Öte yandan BYD’nin veri toplama kapasitesinin Tesla’ya kıyasla daha sınırlı olduğu ifade ediliyor. Analistlere göre Tesla’nın sistemleri, daha fazla sürüş verisiyle beslenerek yazılım geliştirme sürecinde avantaj sağlıyor.

ŞARJ VE MENZİL HALA ÖNCELİK

Uzmanlara göre kullanıcıların büyük bir bölümü için otonom sürüş teknolojilerinden ziyade menzil ve şarj altyapısı daha kritik. BYD de bu doğrultuda yeni nesil batarya teknolojileri ve ultra hızlı şarj çözümlerine yatırım yaparak rekabet avantajını korumayı hedefliyor.

Özellikle elektrikli araçlara yeni geçen kullanıcılar için “menzil kaygısı” hala en belirleyici faktörlerden biri olmaya devam ediyor.