Mehmet Şimşek: Küresel arz şoku Türkiye ekonomisini etkileyecek
Son Dakika haberi… Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TRT Haber ekranlarında yaptığı değerlendirmelerde küresel ekonomiyi derinden etkileyen gelişmelere ilişkin çarpıcı mesajlar verdi. Özellikle enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmanın sıradan bir hareket olmadığını vurgulayan Şimşek, mevcut durumun tarihsel ölçekte büyük bir arz şoku anlamına geldiğini ifade etti.
Küresel enerji piyasalarında yaşanan sert dalgalanmalar, dünya ekonomisinde yeni bir kırılma riskini gündeme taşırken, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ortaya çıkan tablonun geçmiş krizlerle kıyaslanamayacak kadar büyük olduğunu vurguladı. Özellikle Orta Doğu merkezli gelişmelerin etkisiyle oluşan arz daralmasının küresel ölçekte ciddi sonuçlar doğurduğunu belirten Şimşek, enerji piyasalarının kilit noktası olan Hürmüz Boğazı üzerinden geçen ürün hacmine dikkat çekti.
HÜRMÜZ BOĞAZI KÜRESEL ENERJİ AKIŞININ ANA DAMARI
Dünya genelinde sıvılaştırılmış doğalgaz, ham petrol ve bu kaynaklardan türetilen birçok ürünün önemli bir kısmının Hürmüz Boğazı üzerinden taşındığını ifade eden Şimşek, yalnızca enerji değil, aynı zamanda gübre, jet yakıtı ve petrokimya ürünlerinin de büyük ölçüde bu hat üzerinden küresel pazarlara ulaştırıldığını söyledi.
“Bugün yaşanan arz daralması, 1970’lerden bu yana görülen en büyük enerji şoklarından biri olmanın ötesinde, hepsinin toplamından daha ağır sonuçlar doğurabilecek bir tablo ortaya koyuyor.”
Geçmişte yaşanan 1973 petrol krizi, 1978 arz daralması, Körfez savaşları ve Rusya-Ukrayna çatışması gibi büyük kırılmaların tamamıyla kıyaslandığında mevcut durumun daha geniş kapsamlı etkiler yaratabileceğini belirten Şimşek, özellikle enerji arzındaki kesintinin domino etkisi yarattığını vurguladı.
ENERJİ FİYATLARINDA SERT YÜKSELİŞ: ENFLASYON DALGASI GÜÇLENİYOR
Küresel piyasalarda enerji fiyatlarının hızla yükseldiğine dikkat çeken Şimşek, savaş öncesi döneme göre Brent petrol fiyatlarının yüzde 57, Avrupa’daki doğalgaz fiyatlarının ise yüzde 44 oranında arttığını belirtti. Ancak asıl dikkat çekici artışların enerji türevi ürünlerde yaşandığını ifade etti.
Üre gübresi fiyatlarının yüzde 120’nin üzerine çıktığını, jet yakıtında ise artışın yüzde 130 seviyelerini aştığını dile getiren Şimşek, bu gelişmelerin üretim maliyetlerinden taşımacılığa kadar geniş bir alanda fiyat baskısı oluşturduğunu söyledi.
“Enerji fiyatlarındaki bu artış yalnızca maliyetleri yükseltmekle kalmayacak, küresel enflasyonu yeniden yukarı çeken güçlü bir dalga yaratacaktır.”
Bu süreçte finansal piyasalarda da önemli değişimler yaşandığını belirten Şimşek, ABD, Avrupa ve İngiltere’de uzun vadeli tahvil faizlerinde belirgin artışlar gözlendiğini, bunun da küresel ölçekte finansal koşulların sıkılaşmasına yol açtığını ifade etti.
TEDARİK ZİNCİRLERİ SARSILDI, KÜRESEL TİCARET YAVAŞLIYOR
Enerji arzındaki daralmanın yalnızca fiyatlar üzerinde değil, küresel ticaret üzerinde de ciddi etkiler yarattığını vurgulayan Şimşek, tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmaların üretim ve lojistik süreçlerini sekteye uğrattığını söyledi.
Havayolu şirketlerinin artan maliyetler nedeniyle uçuşlarını azaltmaya başladığını belirten Şimşek, bu durumun küresel ekonomik aktiviteyi doğrudan etkilediğini ifade etti.
IMF tarafından sunulan senaryolara da değinen Şimşek, petrol fiyatlarının 100-110 dolar bandında kalması durumunda küresel büyümenin ciddi şekilde yavaşlayabileceğini belirtti.
“Petrol fiyatlarının yüksek seyrettiği uzun dönemler tarihsel olarak küresel resesyonla sonuçlanmıştır ve mevcut tablo bu riski yeniden gündeme getiriyor.”
TÜRKİYE ENERJİ ARZINDA GÜVENDE ANCAK FİYAT ETKİSİ KAÇINILMAZ
Türkiye’nin son yıllarda enerji tedarikinde çeşitlendirme politikası izlediğini hatırlatan Şimşek, bu sayede arz güvenliği açısından önemli bir avantaj elde edildiğini belirtti.
Petrol, doğalgaz ve LNG alanında yapılan yatırımlar sayesinde Türkiye’nin belirli bir bölgeye bağımlılığının azaldığını ifade eden Şimşek, mevcut kriz ortamında enerji arzında herhangi bir kesinti yaşanmadığını vurguladı.
Ancak küresel fiyat artışlarının Türkiye ekonomisini de etkilediğini açıkça dile getiren Şimşek, özellikle dış denge ve enflasyon üzerindeki baskının kaçınılmaz olduğunu söyledi.
EŞEL MOBİL SİSTEMİ DEVREDE: VATANDAŞA YANSIYAN YÜK SINIRLANDI
Artan enerji maliyetlerinin doğrudan pompa fiyatlarına yansımaması için eşel mobil sisteminin devreye alındığını açıklayan Şimşek, bu uygulama kapsamında akaryakıt üzerindeki vergi yükünün azaltıldığını belirtti.
Bu sayede küresel fiyat artışlarının önemli bir bölümünün bütçe tarafından karşılandığını ifade eden Şimşek, sistemin vatandaşın alım gücünü korumada kritik rol oynadığını söyledi.
“Eşel mobil uygulaması olmasaydı bugün mazot fiyatı yaklaşık 89-90 lira seviyesine ulaşacaktı.”
Mevcut durumda ise mazot fiyatının yaklaşık 73 lira seviyesinde tutulduğunu belirten Şimşek, benzinde de benzer bir fark oluştuğunu ifade etti.
BÜTÇEYE AĞIR MALİYET: MİLYARLARCA LİRALIK FEDAKARLIK
Eşel mobil uygulamasının kamu maliyesi açısından ciddi bir yük oluşturduğunu belirten Şimşek, ilk iki aylık süreçte yaklaşık 90 milyar liralık gelir kaybı yaşandığını açıkladı.
Yılın tamamında bu etkinin 600 milyar liraya ulaşabileceğini ifade eden Şimşek, bunun yaklaşık 13-14 milyar dolarlık bir büyüklüğe karşılık geldiğini söyledi.
Bu adımın yalnızca vatandaşın alım gücünü korumakla kalmadığını, aynı zamanda üretim, tarım ve ihracat tarafında rekabet gücünü desteklediğini vurguladı.
BÜTÇE DİSİPLİNİ KRİZ YÖNETİMİNİ MÜMKÜN KILDI
Son yıllarda uygulanan mali disiplin politikalarının bu tür adımların atılmasını mümkün kıldığını belirten Şimşek, kamu harcamalarının kontrol altına alınmasının ve bütçe açığının düşürülmesinin önemine dikkat çekti.
Bu sayede küresel şoklara karşı daha dirençli bir yapı oluşturulduğunu ifade eden Şimşek, Türkiye’nin hem arz güvenliği hem de fiyat istikrarı açısından dengeli bir politika izlediğini söyledi.
Şimşek’ten ekonomi paketi mesajı: “Türkiye sermaye, yatırım ve ticaret merkezi olacak”
Şimşek, bütçe disiplini sayesinde küresel şokların etkisini sınırlayabildiklerini belirterek, Türkiye’nin yeni dönemde ihracat, imalat sanayi, transit ticaret, doğrudan yatırım ve İstanbul Finans Merkezi üzerinden güçlendirileceğini söyledi.
BÜTÇE DİSİPLİNİ EŞEL MOBİL İÇİN ALAN AÇTI
Şimşek, uzun süredir uygulanan mali disiplinin bugün atılan adımların temelini oluşturduğunu ifade etti. Kamu harcamalarının kontrol altında tutulması, tasarruf tedbirleri, gelir artırıcı çalışmalar ve bütçe açığındaki iyileşme sayesinde eşel mobil sisteminin devreye alınabildiğini söyledi.
Bakan Şimşek’e göre bütçede sağlanan güçlü performans olmasaydı, akaryakıt fiyatlarındaki küresel şokun vatandaş üzerindeki etkisini sınırlamak mümkün olmayacaktı. Bu nedenle eşel mobilin yalnızca bir fiyat düzenlemesi değil, aynı zamanda bütçe disiplininin sağladığı koruyucu bir mekanizma olduğu vurgulandı.
TÜRKİYE BÖLGENİN İSTİKRAR ADASI OLARAK ÖNE ÇIKIYOR
Şimşek, Türkiye’nin çevresindeki savaş, çatışma ve jeopolitik gerilimlere rağmen istikrarını koruduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin bölgesel çatışmaların dışında tutulduğunu söyleyen Şimşek, ülkenin aynı zamanda barış, güven ve istikrarın yeniden tesisi için aktif rol oynadığını kaydetti.
Bu durumun Türkiye’ye yönelik uluslararası güveni artırdığını dile getiren Şimşek, güçlü arabuluculuk kapasitesinin yatırımcı algısını da desteklediğini ifade etti.
SAVUNMA SANAYİ CAYDIRICILIK VE İHRACAT GÜCÜ SAĞLIYOR
Küresel gerilimlerin arttığı dönemlerde savunma sanayinin stratejik öneminin daha net görüldüğünü belirten Şimşek, Türkiye’nin bu alanda büyük bir sıçrama yakaladığını söyledi. İstanbul’da düzenlenen fuara da dikkat çeken Şimşek, savunma sanayinin yalnızca güvenlik açısından değil, ihracat ve yüksek katma değerli sanayi dönüşümü açısından da kritik bir sektör olduğunu vurguladı.
Şimşek, Türkiye’nin güçlü savunma sanayisinin hem caydırıcılık sağladığını hem de ülkenin yüksek teknolojili üretim kapasitesini büyüttüğünü ifade etti.
İMALAT VE HİZMETLERDE TÜRKİYE’NİN MERKEZ ROLÜ GÜÇLENECEK
Şimşek, Türkiye’nin yalnızca savunma sanayinde değil, imalat sanayi ve hizmet sektörlerinde de uzun süredir önemli bir üretim ve hizmet üssü olduğunu söyledi. Yeni ekonomi paketinin bu güçlü altyapıyı daha da ileri taşımayı hedeflediğini belirtti.
Paketin savaş sonrası ortaya çıkmış bir fırsatçılık hamlesi olmadığını özellikle vurgulayan Şimşek, çalışmaların geçen yıldan bu yana sürdüğünü ve zamanlamanın mevcut gündemle çakıştığını ifade etti.
YENİ PAKETİN ODAĞINDA İHRACAT VE DOĞRUDAN YATIRIM VAR
Şimşek, yeni düzenlemelerin temel hedeflerinden birinin ihracatı ve doğrudan uluslararası yatırımları artırmak olduğunu söyledi. Kurumlar vergisinde planlanan indirimlerin özellikle ihracatçıları ve imalat sanayini desteklemeye dönük olduğunu belirtti.
Bunun yanında küresel yeteneklerin, girişimcilerin, teknoloji şirketlerinin ve çok uluslu firmaların merkez operasyonlarının Türkiye’ye çekilmesi için de adımlar hazırlandığını aktardı.
CARİ AÇIĞA KARŞI KALİTELİ FİNANSMAN VURGUSU
Küresel enerji şokunun Türkiye’nin cari açığı üzerinde baskı oluşturabileceğini belirten Şimşek, cari açığın enflasyon kadar önemli bir ekonomik başlık olduğunu söyledi. Türkiye’nin bir yandan katma değerli üretime geçerek, diğer yandan enerjide dışa bağımlılığı azaltarak bu sorunu çözmeye çalıştığını ifade etti.
Şimşek’e göre bu süreçte en kritik konulardan biri finansmanın kalitesini artırmak. Yani borç yaratan kaynaklar yerine doğrudan sermaye yatırımlarını Türkiye’ye çekmek yeni dönemin ana hedefleri arasında yer alıyor.
İSTANBUL FİNANS MERKEZİ KÜRESEL KONUMUNU GÜÇLENDİRECEK
Bakan Şimşek, İstanbul Finans Merkezi’nin yalnızca fiziksel bir yapı olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Projenin düzenlemeleri, insan kaynağı, finansal altyapısı ve ekosistemiyle birlikte küresel ölçekte güçlü bir finans merkezi haline getirilmesinin hedeflendiğini belirtti.
2009’dan bu yana önem verilen bu projenin yeni paketle birlikte daha stratejik bir noktaya taşınacağını ifade etti.
TRANSİT TİCARETTE RADİKAL VERGİ TEŞVİKİ
Yeni düzenlemenin en dikkat çeken başlıklarından biri transit ticaret oldu. Şimşek, Singapur, Hollanda ve Hong Kong gibi ülkelerin kendi üretimlerinden çok daha büyük ticaret hacimlerine ulaştığını hatırlatarak Türkiye’nin de benzer bir merkez olabileceğini söyledi.
Transit ticaretin, Türkiye’ye getirilmeden bir ülkeden alınan ürünün başka bir ülkeye satılması anlamına geldiğini belirten Şimşek, bu alan için güçlü vergi teşvikleri planlandığını açıkladı.
İstanbul Finans Merkezi’nde transit ticaret yapan şirketler için kurumlar vergisinde yüzde 100 istisna öngörülüyor. İstanbul Finans Merkezi dışında bu faaliyetleri yürüten firmalar için ise kurumlar vergisi istisnasının yüzde 95 olması planlanıyor.
Bu düzenleme yasalaşırsa Türkiye’nin orta ve uzun vadede önemli bir bölgesel ve küresel ticaret merkezi haline gelmesi hedefleniyor.
İMALATÇI-İHRACATÇIYA KURUMLAR VERGİSİ İNDİRİMİ
Şimşek, ihracat ve imalat sanayini güçlendirecek bir diğer adımın kurumlar vergisi indirimi olduğunu söyledi. Mevcut durumda standart kurumlar vergisinin yüzde 25, finans sektörü için ise yüzde 30 olduğunu hatırlattı.
Teklifin mevcut haliyle yasalaşması durumunda imalatçı-ihracatçılar için kurumlar vergisinin yüzde 9’a, diğer ihracatçılar için ise yüzde 14’e indirilmesi planlanıyor.
Bu adımın Türkiye’ye yeni yatırımlar çekmeyi, dış ticaret açığını azaltmayı ve ihracata dayalı üretim kapasitesini artırmayı amaçladığı belirtildi.
TÜRKİYE YATIRIM İÇİN CAZİBE MERKEZİ OLMAYI HEDEFLİYOR
Şimşek, Türkiye’nin güçlü altyapısı, geniş iç pazarı, nitelikli insan kaynağı, üretim kültürü ve enerji arz güvenliğiyle yatırımcılar için önemli avantajlara sahip olduğunu söyledi. İmalat sanayinin Türkiye ekonomisi için vazgeçilmez olduğunu belirten Şimşek, yalnızca hizmetlere dayalı bir ekonomik yapıya geçmek için henüz erken olduğunu ifade etti.
Bu nedenle yeni ekonomi yaklaşımında imalat sanayi, ihracat ve doğrudan yatırımın birlikte ele alınacağı vurgulandı.
