TEPAV/Sağlam: Hürmüz ve Rusya kaynaklı dizel riski Türkiye’yi baskılayabilir

Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin ardından Rusya’nın dizel ihracatını sınırlandırması, Türkiye’nin enerji arzı açısından yeni bir risk oluşturdu. EKOTÜRK ekranlarında yayımlanan Dr. Tuğba Özay’ın sunduğu Beklenti Raporu programına konuk olan TEPAV Enerji ve İklim Değişikliği Direktörü Dr. Mühdan Sağlam, Türkiye’nin dizel ithalatında Rusya’ya yüksek oranda bağımlı olduğunu belirterek, iki farklı cephede yaşanan gelişmelerin arz ve maliyet baskısını artırabileceğini söyledi.

Rusya dizel ihracatını neden sınırladı?

Sağlam’ın aktardığına göre, Ukrayna’nın Rusya’nın enerji altyapısına yönelik saldırıları bazı rafineri ve yükleme limanlarını devre dışı bıraktı. İç piyasada arz güvenliğine ilişkin soru işaretlerinin artması üzerine Rusya, devletlerarası anlaşması bulunan ülkelere sevkiyatı sürdürürken serbest piyasaya dizel satışını temmuz sonuna kadar durdurma kararı aldı.

Sağlam, küresel dizel fiyatlarının ham petrolden farklı olarak zaten yükseliş eğiliminde olduğunu, Hürmüz’e ilişkin gelişmeler, Rusya kaynaklı arz endişeleri ve düşük stok seviyelerinin piyasadaki baskıyı artırdığını ifade etti.

Türkiye’nin Rusya’ya bağımlılığı yüksek

Sağlam’ın Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) verilerine dayandırdığı bilgilere göre, Türkiye’nin toplam petrol talebinin yüzde 56’sı Rusya kaynaklı.

Türkiye, 2025 yılında ithal ettiği 13,6 milyon ton dizelin 11,5 milyon tonunu Rusya’dan temin etti. Bu miktar toplam dizel ithalatının yaklaşık yüzde 86-87’sine karşılık geliyor.

Rusya’dan gelen ham petrol ve petrol ürünlerinin Türkiye’nin toplam petrol tüketimindeki payının ise yaklaşık yüzde 38 olduğu belirtildi.

Sağlam, Rusya’nın uyguladığı kısıtlamanın Türkiye açısından aylık yaklaşık 600 bin varillik dizel açığı riski yaratabileceğini söyledi.

Alternatif tedarik kanalları sınırlı

Sağlam, arz kesintisi durumunda Türkiye’nin alternatif kaynaklara yönelmekte zorlanabileceğini belirtti. Normal koşullarda Körfez ülkelerinden yapılabilecek tedarikin Hürmüz krizi nedeniyle sınırlı kaldığını ifade eden Sağlam, Kerkük-Yumurtalık Boru Hattı’nın da mevcut kapasitesi ve altyapı sorunları nedeniyle yeterli bir telafi sağlayamayacağını kaydetti.

Uzak coğrafyalardan yapılacak ithalatın ise navlun ve sigorta maliyetlerini artıracağını belirten Sağlam, Brezilya ve ABD gibi kaynaklardan taşımacılığın yaklaşık 20 gün sürebileceğine dikkat çekti.

Stok tamponu kritik önem taşıyor

Sağlam, Uluslararası Enerji Ajansı kararı kapsamında küresel petrol stoklarından yapılan salıma Türkiye’nin de katıldığını hatırlattı.

Türkiye’nin 11,5 milyon varillik kotasının yaklaşık yüzde 90’ının piyasaya sürüldüğünü aktaran Sağlam, kalan stok miktarının arz güvenliği açısından kritik hale geldiğini söyledi.

Türkiye’nin stok yenileme takvimini 2027 Ocak ayına ertelemesinin belirli ölçüde hareket alanı sağladığını ifade eden Sağlam, yeni tedarikçi bulunamaması halinde gerçek bir arz açığı yaşanabileceği uyarısında bulundu.

“Türkiye iki cephede riskle karşı karşıya”

Sağlam, Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim ile Rusya kaynaklı dizel krizinin aynı döneme denk gelmesini Türkiye açısından “çifte darbe” olarak değerlendirdi.

Rusya-Ukrayna Savaşı kapsamında enerji altyapısına yönelik saldırıların artmasının Türkiye’yi de dolaylı olarak etkilediğini belirten Sağlam, Türkiye’nin bu süreçte enerji savaşının “yan hasarı” konumuna itilebileceğini söyledi.

Sağlam, Rusya’ya enerji bağımlılığının azaltılmasının saldırılar ve ani kesintiler yoluyla değil, planlı bir geçiş süreciyle gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Enflasyon ve üretim maliyetleri açısından risk

Dizelin lojistik, toplu taşıma ve tarımsal üretimde yoğun şekilde kullanıldığına dikkat çeken Sağlam, fiyat artışlarının ekonominin geneline yayılabileceğini ifade etti.

Sağlam, Hürmüz ve Rusya cephesindeki belirsizliğin sürmesi halinde taşımacılığın yanı sıra petrokimya, tekstil ve diğer sanayi kollarında da maliyet artışlarının görülebileceğini belirtti.