ABD-İran temasları petrol fiyatlarını düşürdü
Küresel enerji piyasaları, ABD ile İran arasında yürütülen dolaylı temaslardan gelen barış sinyalleriyle yön değiştirdi. İran’ın taslak anlaşmaya yanıt verdiğine dair haberler sonrası petrol fiyatlarında sert geri çekilme yaşanırken, jeopolitik risklerin tamamen ortadan kalkmadığı vurgulanıyor. Diplomatik trafik hızlanırken petrol fiyatlarının düşmesi, piyasalarda risk algısının geçici olarak zayıfladığını gösterdi.
PETROL FİYATLARINDA SERT GERİLEME
ABD ile İran arasındaki müzakerelere dair olumlu haber akışı, petrol kontratlarında aşağı yönlü hareketi tetikledi. ABD ham petrolü vadeli işlemlerde yüzde 2’nin üzerinde değer kaybederek varil başına 102,45 dolar seviyesine kadar indi. Aynı saatlerde Brent petrol fiyatı ise yüzde 3’e yakın düşüşle 107 dolar bandına geriledi. ABD ham petrolünün 102 dolar seviyesine gerilemesi ve Brent’in 107 dolara düşmesi, barış beklentilerinin piyasaya doğrudan yansıdığını ortaya koydu.
Bu düşüşte, İran’ın ABD tarafından sunulan taslak barış metnine yaptığı değişiklikleri Pakistanlı arabulucular üzerinden ilettiğine dair haberler etkili oldu. Söz konusu gelişme, tarafların masada kalmaya devam ettiği yönünde güçlü bir sinyal olarak yorumlandı.
TRUMP YÖNETİMİ VE 60 GÜNLÜK KRİTİK SÜREÇ
ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yaşanan gerilim kapsamında Savaş Yetkileri Kararı çerçevesinde kritik bir zaman baskısıyla karşı karşıya bulunuyor. 1973 tarihli düzenlemeye göre, başkanın Kongre’yi bilgilendirmesinden itibaren 60 gün içinde askerlerin geri çekilmesi ya da Kongre’den onay alınması gerekiyor.
Trump yönetimi ise yaklaşık üç hafta önce sağlanan ateşkesin çatışmaları fiilen sona erdirdiğini savunarak bu zorunluluğun devre dışı kalabileceğini öne sürüyor. Beyaz Saray’ın ateşkesi “çatışmaların sonu” olarak yorumlaması, Kongre onayı tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
ATEŞKES VAR AMA GERİLİM DİNMİYOR
Yetkililere göre 7 Nisan’da sağlanan ateşkesin ardından ABD ile İran güçleri arasında doğrudan bir çatışma yaşanmadı. Bu durum, bazı çevrelerce 60 günlük sürecin geçerliliğini yitirdiği şeklinde yorumlanıyor. Savunma Bakanı Pete Hegseth de Kongre’de yaptığı açıklamada ateşkesin savaşı fiilen durdurduğunu ifade etmişti.
Hatırlanacağı üzere ABD ve İsrail, 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılar düzenlemiş, ardından 2 Mart’ta Kongre’ye resmi bildirim yapılmış ve 60 günlük süreç başlatılmıştı. Bu sürecin son tarihi ise 1 Mayıs olarak belirlenmişti. Trump’ın yasa kapsamında 30 günlük ek süre talep etme hakkı bulunmasına rağmen bu yönde bir adım atmadığı ifade ediliyor.
HÜRMÜZ BOĞAZI VE YENİ RİSK SENARYOLARI
Her ne kadar diplomatik temaslar hız kazanmış olsa da sahadaki tansiyon tam anlamıyla düşmüş değil. Washington yönetimi, İran nükleer anlaşmayı kabul edene kadar uygulanan ekonomik ve deniz ablukasının süreceğini açıkladı. Tahran ise bu baskılar kaldırılmadıkça Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmayacağını duyurdu.
Öte yandan ABD Merkez Komutanlığı’nın (CENTCOM), görüşmelerin çıkmaza girmesi ihtimaline karşı İran’a yönelik “kısa ama etkili” bir askeri operasyon planı hazırladığı öne sürüldü. Reuters’ın İran medyasına dayandırdığı habere göre, İran Devrim Muhafızları’ndan üst düzey bir yetkili de olası bir saldırı durumunda ABD hedeflerine “uzun ve yıpratıcı” karşılık verileceğini dile getirdi.
ATEŞKESİN KIRILGANLIĞI PETROLÜ YÖNLENDİRİYOR
Piyasalar kısa vadede barış ihtimalini fiyatlasa da, bölgedeki kırılgan dengeler enerji fiyatlarında dalgalanmanın sürebileceğine işaret ediyor. Uzmanlara göre özellikle Hürmüz Boğazı’na ilişkin gelişmeler, petrol fiyatları üzerinde belirleyici olmaya devam edecek. Ateşkese rağmen süren tehditler ve askeri hazırlık iddiaları, petrol piyasasında aşağı yönlü hareketlerin kalıcı olmayabileceğini gösteriyor.
