BBVA Research Türkiye’nin 2026 büyüme tahminini düşürdü
BBVA Research, Türkiye ekonomisine yönelik 2026 yılı büyüme tahmininde aşağı yönlü güncellemeye gitti. Kuruluş, jeopolitik risklerdeki artış, sıkı finansal koşullar ve dış dengedeki bozulmanın ekonomik aktivite üzerinde baskı oluşturduğunu belirterek, daha önce yüzde 4 olarak öngördüğü büyüme beklentisini yaklaşık yüzde 3 seviyesine indirdi.
Raporda, özellikle Orta Doğu’da devam eden çatışmaların küresel ekonomik görünüm üzerindeki etkilerinin arttığına dikkat çekilirken, mevcut belirsizliklerin Türkiye ekonomisinin büyüme performansını da etkileyebileceği ifade edildi.
BBVA Research, Türkiye için 2026 yılı büyüme beklentisini yüzde 4’ten yaklaşık yüzde 3 seviyesine düşürdü.
JEOPOLİTİK RİSKLER VE SIKI FİNANSMAN KOŞULLARI ÖNE ÇIKIYOR
Kuruluşun değerlendirmesinde, büyüme tahminindeki revizyonun temel nedenleri arasında Orta Doğu’daki savaş ortamı, yüksek finansman maliyetleri ve dış ticaret dengesi üzerindeki baskılar gösterildi.
Analistler, çatışmaların temmuz ayından önce sona ermesi ve ekonomi yönetiminin uygulayacağı politika adımlarının hedef odaklı kalması halinde mevcut tahminlerin geçerliliğini koruyacağını belirtti. Ancak jeopolitik gerilimin uzaması durumunda ekonomik büyüme üzerinde ilave aşağı yönlü risklerin ortaya çıkabileceği vurgulandı.
Uzayan çatışma ortamı ve sıkı finansal koşulların Türkiye ekonomisinin büyüme görünümünü aşağı çekebileceği ifade edildi.
Ayrıca dış dengedeki bozulmanın, ekonomiyi desteklemek amacıyla uygulanabilecek ilave politika alanını sınırladığı değerlendirmesine yer verildi.
İLK ÇEYREK BÜYÜMESİ BEKLENTİLERLE UYUMLU GELDİ
Türkiye ekonomisi 2026 yılının ilk çeyreğinde yıllık bazda yüzde 2,5 büyüme kaydederek piyasa beklentilerine paralel bir performans sergiledi. Ancak çeyreklik bazda büyüme hızındaki yavaşlama eğiliminin sürdüğü belirtildi.
Rapora göre iç talepteki kontrollü yavaşlama üretim tarafındaki görünümü baskılamaya devam ederken, ekonomik toparlanmanın sektörler arasında eşit dağılmadığı gözlendi.
Vergi ve sübvansiyon etkilerinden arındırılmış sektörel verilerde sınırlı bir toparlanma görülse de sanayi ve inşaat sektörlerinde daralma yaşandı. Buna karşılık hizmetler ve tarım sektörleri ekonomik büyümeye pozitif katkı verdi.
SANAYİ VE İNŞAATTA DARALMA DİKKAT ÇEKTİ
Ekonomik faaliyetlerin detaylarına bakıldığında, yatırım harcamalarındaki zayıflamanın yurt içi talep üzerinde en büyük baskı unsuru olmaya devam ettiği görüldü.
Diğer yandan küresel ekonomideki yavaşlama ve dış talepteki zayıf görünüm nedeniyle net ihracatın büyümeye katkısı negatif bölgede kalmayı sürdürdü.
Raporda, son iki çeyrekte stoklardaki toparlanmanın talep ve arz arasındaki dengesizliği kısmen azalttığı belirtilirken, çıktı açığının daha negatif bir görünüm sergilediği tahmin edildi.
ENFLASYONLA MÜCADELEDE TEMKİNLİ DEĞERLENDİRME
BBVA Research, yılın ilk çeyreğinde talep koşullarındaki yavaşlamanın devam ettiğini ancak bunun enflasyon görünümündeki yukarı yönlü riskleri tamamen dengeleyecek ölçüde güçlü olmadığını ifade etti.
Bu nedenle dezenflasyon sürecinin devam etmesine rağmen fiyatlama davranışlarının yakından izlenmesi gerektiği vurgulandı.
İKİNCİ ÇEYREKTE BÜYÜMEDE YAVAŞLAMA BEKLENTİSİ
Kuruluş, Orta Doğu’daki gelişmelerin etkisiyle ekonomik aktivitenin yılın ikinci çeyreğinde de zayıf kalabileceğine işaret etti. Güven endekslerinin de bu görünümü desteklediği belirtilirken, resmi tatiller ve takvim etkilerinin aylık verilerde dalgalanmaya neden olabileceği kaydedildi.
BBVA Research’ün aylık GSYH göstergesi, mayıs ayında yıllık büyümenin yaklaşık yüzde 2 seviyesinde gerçekleştiğine işaret etti. Haziran ayında kısmi toparlanma ihtimaline dikkat çekilirken, yılın ikinci yarısında takvim etkilerinin büyümeye destek verebileceği ifade edildi.
ÇATIŞMALARIN ERKEN SONA ERMESİ SENARYOSUNDA YÜZDE 3 BÜYÜME ÖNGÖRÜLÜYOR
Raporun temel senaryosuna göre, Orta Doğu’daki çatışmaların temmuz ayından önce sona ermesi ve ekonomi politikalarının mevcut çerçevede devam etmesi halinde Türkiye ekonomisinin 2026 yılını yaklaşık yüzde 3 büyümeyle tamamlaması bekleniyor.
Ekonomistler, küresel gelişmelerin ve finansal koşulların önümüzdeki dönemde büyüme görünümü açısından belirleyici olmaya devam edeceğini değerlendiriyor.
