Altın yatırımcısının yüzü 3 aydır gülmüyor: Kayıplar peş peşe geldi

Altın piyasasında yılın ilk iki ayında görülen güçlü yükselişin ardından yön tersine döndü. Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik gerilimler, enerji fiyatlarındaki sert yükseliş ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikasına ilişkin beklentilerde yaşanan değişim, değerli metaller üzerinde baskı oluşturdu. Böylece altının ons fiyatı mart, nisan ve mayıs aylarında üst üste gerileyerek yatırımcısına zor bir dönem yaşattı.

ABD ile İran arasında şubat ayının son günlerinde başlayan ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasına neden olan çatışmalar, küresel piyasalarda dengeleri değiştirdi. Dünyanın en önemli enerji geçiş noktalarından biri olan boğazdaki aksaklıklar, petrol ve doğal gaz fiyatlarını yukarı taşırken, yatırımcıların enflasyon beklentilerini yeniden şekillendirdi.

Yükselen enerji maliyetleri yalnızca emtia piyasalarını değil, merkez bankalarının faiz politikalarına yönelik beklentileri de değiştirdi. Savaş öncesinde Fed’in yıl içinde faiz indirimine gideceği öngörülürken, artan enflasyon baskıları nedeniyle bu beklentiler büyük ölçüde zayıfladı. Hatta bazı piyasa aktörleri, yıl sonuna kadar faiz artırımı ihtimalini dahi fiyatlamaya başladı.

ALTINDA ÜÇ AYLIK DÜŞÜŞ SERİSİ YATIRIMCIYI SARSTI

Fed’in daha uzun süre sıkı para politikası uygulayabileceği beklentisi, faiz getirisi olmayan altın üzerindeki baskıyı artırdı. Güçlenen dolar ve yükselen tahvil faizleri de yatırımcıların güvenli liman tercihlerinde değişime yol açtı.

Yılın başında küresel belirsizlikler, ticaret politikalarına ilişkin endişeler ve merkez bankalarının güçlü alımlarıyla yükselişe geçen altın, ocak ve şubat aylarında tarihi seviyelere ulaşmıştı. ABD yönetiminin dış politika hamleleri, teknoloji hisselerindeki değerleme tartışmaları ve merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme stratejileri altına olan talebi desteklemişti.

Bu yıl 4 bin 313 dolar seviyesinden başlayan ons altın, ocak ayında 5 bin 600 doları aşarak tarihi zirvesini test etti. Ocak ayını yüzde 12,4 yükselişle 4 bin 849 dolardan tamamlayan altın, şubat ayında da yüzde 8,5 değer kazanarak 5 bin 263 dolara ulaştı.

Ancak savaşın etkilerinin hissedilmeye başlamasıyla tablo değişti. Mart ayında 4 bin 99 dolara kadar gerileyen ons altın, ayı yüzde 11,3 kayıpla 4 bin 667 dolardan kapattı. Bu düşüş, 2008 küresel finans krizinden bu yana görülen en sert aylık gerilemelerden biri olarak kayıtlara geçti.

MART AYINDA YAŞANAN SERT DÜŞÜŞ, ALTIN PİYASASINDA SON YILLARIN EN DİKKAT ÇEKİCİ GERİ ÇEKİLMELERİNDEN BİRİ OLDU.

Nisan ayında yüzde 1 değer kaybeden altın, mayıs ayında da yüzde 1,8 gerileyerek 4 bin 540 dolardan kapanış yaptı. Böylece ons altın üç ay üst üste değer kaybederek yatırımcıların beklentilerini boşa çıkardı.

GÜMÜŞ KAYIPLARINI TELAFİ ETMEYE BAŞLADI

Altındaki düşüş eğilimi gümüş piyasasında da etkisini gösterdi. Hem yatırım aracı hem de sanayi metali olarak kullanılan gümüş, özellikle güneş enerjisi sektöründeki yoğun kullanım nedeniyle daha yüksek oynaklık sergiledi.

Yıla 71 dolar seviyesinde başlayan ons gümüş, ocak ayında 121,7 dolarla rekor seviyeyi gördü. Ocak ayını yüzde 17,2 yükselişle 83,3 dolardan tamamlayan gümüş, şubat ayında da yüzde 12,6 değer kazanarak 93,8 dolara ulaştı.

Mart ayında ise satış baskısı hızlandı. Ons gümüş 61 dolara kadar gerilerken, ayı yüzde 19,9 kayıpla 75,1 dolardan tamamladı. Nisan ayında yüzde 1,8 daha gerileyen gümüş, mayıs ayında toparlanma sinyali vererek yüzde 2,1 yükselişle 75,3 dolara çıktı ve iki aylık düşüş serisini sonlandırdı.

ENERJİ FİYATLARINDAKİ ARTIŞ ALTINI BASKILADI

Saxo Capital Emtia Strateji Başkanı Ole Hansen, Hürmüz Boğazı’ndaki uzun süreli aksaklıkların enerji piyasaları üzerindeki etkisine dikkat çekti.

Hansen’e göre petrol, doğal gaz ve rafine yakıt fiyatlarının yüksek seviyelerde kalması, tarihsel olarak altın açısından daha az destekleyici bir yatırım ortamı oluşturdu. Jeopolitik risklerin klasik anlamda güvenli liman talebi yaratmak yerine enflasyon kaygılarını artırması, piyasaların yönünü değiştirdi.

Yüksek enerji maliyetlerinin tahvil faizlerini yukarı çektiğini ve doların güçlenmesini sağladığını belirten Hansen, bunun da Fed’in faiz indirimlerine yönelik beklentileri zayıflattığını ifade etti.

FAİZ BEKLENTİLERİ ALTININ YÖNÜNÜ BELİRLEMEYE DEVAM EDİYOR

Faiz getirisi bulunmayan altının, düşük faiz ortamlarında yatırımcı açısından daha cazip hale geldiğini belirten Hansen, faiz indirimi beklentilerinin geri çekildiği dönemlerde ise altının baskı altında kaldığını söyledi.

Son aylarda enerji fiyatlarındaki yükseliş ve enflasyon risklerinin yatırımcıların parasal gevşeme beklentilerini azaltmasına neden olduğunu vurgulayan Hansen, bunun altın fiyatlarında net şekilde hissedildiğini dile getirdi.

UZMANLARA GÖRE ENERJİ ŞOKLARININ AZALMASIYLA BİRLİKTE MERKEZ BANKALARININ ALTIN ALIMLARI VE ÇİN TALEBİ YENİDEN DESTEKLEYİCİ FAKTÖRLER HALİNE GELEBİLİR.

Jeopolitik tansiyonun düşmesi ve enerji piyasalarında istikrar sağlanması durumunda yatırımcıların yeniden altının uzun vadeli temel dinamiklerine odaklanabileceğini belirten Hansen, merkez bankalarının rezerv politikalarının ve Çin’den gelen talebin altın piyasası için kritik önem taşımaya devam ettiğini sözlerine ekledi.