Fed’den net mesaj: Faiz indirimi için zamanlama belirsiz
ABD Merkez Bankası (Federal Reserve System) Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller, İran merkezli jeopolitik gerilimlerin küresel enerji piyasalarında yarattığı dalgalanma nedeniyle faiz indirimi konusunda aceleci olunmaması gerektiği yönünde önemli mesajlar verdi. Waller, savaşın enerji fiyatları üzerinden enflasyona etkisinin beklenenden daha uzun sürebileceğine dikkat çekerek para politikasında temkinli bir çizgi izlenmesi gerektiğini vurguladı.
ENERJİ ŞOKU FAİZ POLİTİKASINI ZORLUYOR
Waller, İran savaşı kaynaklı enerji fiyat artışlarının enflasyon üzerinde kalıcı baskı oluşturabileceği uyarısında bulundu. Küresel petrol ve doğal gaz fiyatlarında yaşanan yükselişin yalnızca kısa vadeli bir şok olarak kalmayabileceğini belirten Waller, bu durumun ABD’de fiyatlama davranışlarını da etkileyebileceğini ifade etti.
Konuşmasında iki temel senaryo üzerinden değerlendirme yapan Fed üyesi, para politikasının yönünün büyük ölçüde enerji piyasalarındaki gelişmelere bağlı olacağını dile getirdi.
İLK SENARYO: NORMALLEŞME VE GECİKMELİ FAİZ İNDİRİMİ
Waller’a göre, Strait of Hormuz üzerinden ticaret akışının yeniden normale dönmesi halinde enerji fiyatlarında yaşanan sıçrama geçici kalabilir. Bu durumda Fed yetkilileri, fiyat artışlarını “geçici şok” olarak değerlendirerek yılın ilerleyen dönemlerinde zayıflayan iş gücü piyasasına odaklanabilir.
Bu senaryoda enflasyonun yeniden yüzde 2 hedefine yaklaşabileceğini belirten Waller, faiz indirimlerinin yılın ilerleyen dönemine ötelenebileceğini söyledi.
İstihdam piyasasında görülen yavaşlamanın belirginleşmesi halinde ise, daha dengeli bir görünüm oluşmasıyla birlikte para politikasında gevşeme adımlarının gündeme gelebileceği ifade ediliyor.
İKİNCİ SENARYO: UZAYAN SAVAŞ VE YÜKSEK ENFLASYON RİSKİ
Ancak Waller, piyasalarda risklerin yeterince fiyatlanmadığını düşünüyor. Özellikle petrol vadeli işlemlerinin ve finansal varlıkların, savaşın uzama ihtimalini yeterince yansıtmadığını dile getirdi.
“Çatışma uzadıkça yüksek enerji maliyetleri diğer sektörlere yayılacak ve enflasyonu kalıcı şekilde yukarı taşıyacak” değerlendirmesi dikkat çekti.
Enerji maliyetlerinin üretim ve hizmet fiyatlarına yansıması halinde, enflasyonun daha geniş tabana yayılabileceği ve bu durumun Fed’in manevra alanını daraltabileceği belirtiliyor.
FAİZLERDE SABİT TUTMA SEÇENEĞİ GÜÇLENİYOR
Waller, enflasyon ile istihdam arasındaki hassas dengeye işaret ederek, olası bir kötü senaryoda politika faizinin mevcut seviyede tutulmasının daha doğru olabileceğini ifade etti.
Enflasyon risklerinin ağır basması halinde Fed’in faiz indirimine gitmek yerine mevcut sıkı duruşunu koruyabileceği sinyali verildi.
Bu yaklaşım, özellikle 28-29 Nisan’da gerçekleştirilecek Fed toplantısı öncesinde piyasalarda “faizler sabit kalabilir” beklentisini güçlendirdi.
HÜRMÜZ BOĞAZI GELİŞMESİ PİYASALARI RAHATLATTI
Öte yandan İran yönetimi, Hürmüz Boğazı’nın tüm gemilere açık olduğunu duyurdu. Bu açıklama, Basra Körfezi’nde bekleyen milyonlarca varil petrolün küresel piyasalara ulaşabileceği beklentisini artırdı.
ABD Başkanı Donald Trump da yaptığı açıklamada boğazın açık olduğunu doğruladı. Bu gelişmelerin ardından petrol ve doğalgaz fiyatlarında sert düşüş görülürken, küresel borsalarda yükseliş kaydedildi.
İŞ GÜCÜ PİYASASINDA DİKKAT ÇEKEN DETAY
Waller, ABD iş gücü piyasasına ilişkin değerlendirmesinde ise göçte yaşanan sert düşüşün dengeleri değiştirdiğine dikkat çekti.
Yeni iş gücü girişinin sınırlı kalması nedeniyle, istihdam artışının geçmiş dönemlere kıyasla daha düşük seviyelerde gerçekleşebileceğini belirten Waller, bunun para politikası açısından kritik bir değişken olduğunun altını çizdi.
Bu gelişmenin, ekonomik görünümü anlamada ve faiz kararlarını şekillendirmede belirleyici rol oynayabileceği ifade ediliyor.
