Hollanda’da 10 belediyeye Müslüman verileri nedeniyle ceza

Hollanda’da kişisel verilerin korunmasından sorumlu otoritenin yürüttüğü inceleme, kamu yönetimi ile mahremiyet hakkı arasındaki sınırların yeniden tartışılmasına yol açtı. Ülkede çok sayıda belediyenin, Müslüman topluluklara ilişkin hassas bilgileri hukuka aykırı biçimde derlediğinin ortaya çıkması, hem veri güvenliği hem de ayrımcılık iddialarını gündemin merkezine taşıdı.

YASA DIŞI VERİ İŞLEMEYE TOPLU YAPTIRIM

Hollanda Kişisel Verileri Koruma Kurumu (AP) tarafından yapılan resmi duyuruda, aralarında Delft, Eindhoven, Tilburg ve Zoetermeer’in de bulunduğu toplam 10 belediyeye idari para cezası uygulandığı bildirildi. Söz konusu yaptırımların gerekçesi olarak, Avrupa Birliği’nin veri koruma çerçevesini belirleyen Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) hükümlerinin ihlali gösterildi.

Toplam 250 bin euro tutarındaki cezanın, dini inanç gibi özel nitelikli verilerin hukuki dayanak olmadan işlenmesi nedeniyle kesildiği açıklandı.

Denetim sürecinde belediyelerin, Müslüman kurumlar, cami dernekleri ve bazı kişiler hakkında ayrıntılı raporlar hazırlattığı belirlendi. Bu raporların, bireylerin dini kimliği, mezhepsel eğilimleri ve sosyal çevreleri gibi son derece hassas başlıklar içerdiği vurgulandı.

HASSAS VERİLERİN PAYLAŞILDIĞI KURUMLAR

AP’nin bulgularına göre, toplanan verilerin bir kısmı yalnızca yerel yönetim arşivlerinde kalmadı. Elde edilen bilgilerin, emniyet birimleri ile birlikte Ulusal Terörle Mücadele ve Güvenlik Koordinatörlüğü (NCTV) ve Sosyal İşler ve İstihdam Bakanlığı (SZW) gibi kurumlarla paylaşıldığı ifade edildi.

Yetkililer, uygulamaların belirli bir dini topluluğu hedef alması nedeniyle sürecin ayrımcılık boyutu taşıdığına da dikkat çekti.

Açıklamada, veri işleme faaliyetlerinin şeffaf yürütülmediği ve ilgili kişilerin hiçbir şekilde bilgilendirilmediği kaydedildi. Bu durumun, hem özel hayatın gizliliğini hem de temel hak ve özgürlükleri zedelediği belirtildi.

“HUKUKİ DAYANAK YOKTU” VURGUSU

AP Başkanı Aleid Wolfsen, yürütülen çalışmaların hukuki temelinin bulunmadığını net ifadelerle dile getirdi. Wolfsen, belediyelerin yetki sınırlarını aştığını ve özel nitelikli verilerin işlenmesinin son derece ağır bir ihlal anlamına geldiğini söyledi.

“Bu tür bilgilerin toplanması için açık bir yasal gerekçe bulunmuyordu ve kişilerin mahremiyetine ciddi müdahalede bulunuldu” değerlendirmesi yapıldı.

RADİKALLEŞME GEREKÇESİYLE BAŞLATILAN SÜREÇ

İncelemeler, söz konusu faaliyetlerin kökeninin 2010’lu yıllara dayandığını gösterdi. O dönemde radikalleşme ile mücadele başlığı altında bazı belediyelerin, merkezi güvenlik politikaları doğrultusunda özel araştırma şirketleriyle çalıştığı aktarıldı. Hazırlanan “etki alanı analizleri” ve benzeri raporlarda, cami ziyaretleri, cemaat yapıları ve kişiler arası ilişkiler gibi ayrıntılara yer verildiği bildirildi.

Raporda, ibadethanelerdeki anlaşmazlıklardan aile bağlarına kadar uzanan kişisel içeriklerin kayıt altına alındığı ifade edildi.

BELEDİYELER KABUL ETTİ, YENİ ADIMLAR ATILIYOR

AP açıklamasında, ilgili belediyelerin hukuka aykırı veri işleme faaliyetlerini kabul ettiği ve verilen yaptırımlara itiraz etmediği bilgisi paylaşıldı. Ayrıca, yerel yönetimlerin Müslüman topluluklarla güven ilişkisini yeniden kurmak amacıyla çeşitli diyalog ve uyum adımları başlattığı belirtildi.

Kurumun belediyelere ek olarak “veri işleme yasağı” getirdiği ve söz konusu verilerin başka amaçlarla kullanılmasının önüne geçildiği de duyuruldu.

DAHA ÖNCE DE GÜNDEME GELMİŞTİ

Hollanda’da daha önce de benzer uygulamalar tartışma yaratmıştı. Özellikle 2016–2019 döneminde, bakanlık düzeyinde yürütülen bazı gizli araştırmaların hukuka aykırı bulunduğu ve toplanan bilgilerin geçersiz sayıldığı kamuoyuna yansımıştı. Bu son kararın, ülkede kamu otoritelerinin veri işleme pratiklerine yönelik denetimin sıkılaştığını gösterdiği yorumları yapılıyor.