İran savaşı piyasaları sarstı: Altın düşerken dolar güç kazandı

Orta Doğu’da tırmanan İran merkezli savaş gerilimi küresel piyasalarda risk algısını artırırken, yatırımcı davranışları dikkat çekici bir şekilde değişti. Geleneksel olarak kriz dönemlerinde yatırımcıların sığındığı varlıkların başında gelen altın bu kez beklenen performansı gösteremedi. Haftanın ilk işlem gününde altın fiyatları düşüş kaydederken, küresel yatırımcıların güvenli liman tercihini ABD doları yönünde kullandığı görüldü.

Pazartesi sabahı işlemlerinde sürekli altın vadeli kontratları erken saatlerde yüzde 1’in üzerinde değer kaybederek ons başına yaklaşık 5.100 dolar seviyesine geriledi. Aynı saat diliminde gümüş ve diğer değerli metallerde de zayıf bir fiyatlama dikkat çekti. Jeopolitik tansiyonun yükseldiği bir dönemde değerli metallerin geri çekilmesi piyasalarda yeni bir tartışmayı da beraberinde getirdi.

Jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde altının düşmesi, yatırımcıların güvenli liman tercihini dolara kaydırdığını gösterdi.

MADENCİLİK HİSSELERİ DE SATIŞ BASKISINDA

Altın fiyatlarındaki düşüş yalnızca emtia piyasalarıyla sınırlı kalmadı. Küresel ölçekte faaliyet gösteren büyük madencilik şirketlerinin hisseleri de bu gelişmelerden olumsuz etkilendi.

Dünyanın en büyük altın üreticilerinden biri olan Newmont’un hisseleri yüzde 3’ün üzerinde değer kaybederken, bakır ve altın üreticisi Freeport-McMoRan hisselerinde de benzer şekilde yüzde 3’ü aşan düşüş görüldü. Böylece hem fiziki altın hem de altınla bağlantılı şirketlerin piyasa değerlerinde gerileme yaşandı.

Piyasa uzmanları, yatırımcıların savaş riskine rağmen kısa vadede nakit ve dolar likiditesini tercih etmesinin bu satışları tetiklediğini belirtiyor.

ALTIN GERİLERKEN DOLAR ENDEKSİ YÜKSELİŞE GEÇTİ

FactSet verilerine göre İran merkezli çatışmaların başladığı süreçten bu yana altın fiyatlarında yaklaşık yüzde 2,7 oranında gerileme yaşandı. Buna karşın ABD dolarının altı büyük para birimi karşısındaki performansını ölçen DXY endeksi aynı dönemde yüzde 1,7 yükseldi.

Bu tablo, küresel piyasalarda nadiren görülen bir ayrışmayı ortaya koydu. Normal şartlarda kriz zamanlarında birlikte güçlenen iki güvenli liman varlığı bu kez farklı yönlerde hareket etti.

Dolar endeksindeki yükseliş, küresel yatırımcıların kriz ortamında likiditeyi ve ABD varlıklarını tercih ettiğini ortaya koydu.

Haftanın ilk işlem gününde altın vadeli kontratları yaklaşık 57 dolar gerileyerek ons başına 5.100 dolar civarında işlem gördü. Önceki haftayı da kayıpla tamamlayan altın, son haftalarda en sert düşüşlerinden birini yaşadı.

Gümüş fiyatları da zayıf seyrini sürdürdü. Ons başına fiyat yaklaşık yarım dolar düşerken, haftalık bazda kayıp yüzde 10’a yaklaşarak son haftaların en zayıf performanslarından biri olarak kaydedildi.

PETROL 100 DOLARIN ÜZERİNE ÇIKTI

Jeopolitik gerilim enerji piyasalarında ise tam tersi bir etki yarattı. İran çevresindeki çatışmaların enerji arzını sekteye uğratabileceği endişesi petrol fiyatlarını hızla yukarı taşıdı.

Pazartesi günü petrol fiyatları varil başına 100 doların üzerine çıkarak son yılların en yüksek seviyelerinden birine ulaştı. Bu artış, özellikle Orta Doğu’daki üretim ve taşımacılık hatlarının risk altına girebileceği beklentisiyle ilişkilendiriliyor.

Petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkması küresel enflasyon beklentilerini yeniden yükseltti.

Enerji maliyetlerindeki artışın üretim ve tüketim fiyatlarını yukarı çekme potansiyeli, merkez bankalarının para politikaları üzerinde de baskı yaratıyor.

FAİZ VE ENFLASYON BASKISI ALTIN ÜZERİNDE ETKİLİ

Analistler, yükselen petrol fiyatlarının küresel enflasyonu kalıcı hale getirebileceği uyarısında bulunuyor. Bu durum, başta ABD Merkez Bankası olmak üzere büyük merkez bankalarının faiz oranlarını uzun süre yüksek seviyelerde tutmasına neden olabilir.

Yüksek faiz ortamı ise yatırımcıların dolar ve tahvil gibi faiz getirisi sunan varlıklara yönelmesine yol açıyor. Getiri sağlamayan altın ise bu süreçte göreli olarak cazibesini kaybedebiliyor.

ABD 10 yıllık Hazine tahvilinin getirisi de yükseliş göstererek yüzde 4,18 seviyesine çıktı. Tahvil getirilerindeki artış, sabit getirili yatırım araçlarının yatırımcı gözünde daha cazip hale gelmesine katkı sağladı.

STRATEJİSTLERDEN STAGFLASYON UYARISI

Piyasa stratejistleri, petrol fiyatlarının yükselmesiyle birlikte enflasyon ve büyüme dengesinin yeniden bozulabileceğini belirtiyor. Özellikle enerji maliyetlerinin yükselmesi ekonomik büyümeyi yavaşlatırken fiyat baskısını artırabilir.

Bu durum ekonomilerde “stagflasyon” olarak bilinen düşük büyüme ve yüksek enflasyon kombinasyonunun yeniden gündeme gelmesine yol açabilir.

Saxo Bank stratejistleri de altın fiyatlarındaki son geri çekilmenin temelinde petrol kaynaklı enflasyon baskısı ve güçlü doların etkisinin bulunduğunu belirtiyor. Analistlere göre piyasadaki mevcut fiyat hareketleri güçlü bir talep patlamasından ziyade arz şokunun sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Uzmanlar kısa vadede doların güçlü kalabileceğini ve yatırımcıların borç azaltma eğilimi nedeniyle değerli metaller üzerindeki baskının sürebileceğini ifade ediyor. Bununla birlikte uzun vadede reel varlıklara yönelik ilginin tamamen ortadan kalkmadığı ve altının stratejik portföylerdeki yerini koruduğu belirtiliyor.