Kevin Warsh’ın istihdam yaklaşımı tartışmaya yol açtı: Ekonomistlerden Fed adayına eleştiri

ABD Merkez Bankası’nın  başkanlığına aday gösterilen Kevin Warsh’ın, kurumun temel görevlerinden biri olan istihdam konusunda net bir duruş sergilememesi ekonomi çevrelerinde tartışma yaratıyor. Bloomberg Opinion yazarı ve eski Fed ekonomisti Claudia Sahm, Warsh’ın özellikle iş gücü piyasasına yönelik yaklaşımındaki belirsizliğin ciddi bir boşluk oluşturduğuna dikkat çekiyor.

FED’İN ÇİFTE MANDASI: SADECE ENFLASYON DEĞİL

ABD yasalarına göre Fed’in görevi yalnızca fiyat istikrarını sağlamak değil, aynı zamanda maksimum istihdamı da korumaktır. 1977’de yasal çerçeveye oturtulan bu “çifte manda”, ekonomide hem enflasyonu kontrol altında tutmayı hem de işsizliği minimum seviyede tutmayı hedefliyor. Ancak tarihsel olarak Fed’in çoğu zaman enflasyonu önceliklendirdiği biliniyor.

1980’li yıllarda Fed Başkanı Paul Volcker, tam istihdama ulaşmanın yolunun önce enflasyonu kontrol etmekten geçtiğini savunmuştu. Buna karşın son 20 yılda Fed, istihdamın kapsamını daha geniş yorumlayan ve farklı toplumsal kesimleri dikkate alan bir yaklaşım geliştirdi.

WARSH’IN BELİRSİZ TUTUMU DİKKAT ÇEKİYOR

Kevin Warsh, geçmiş konuşmalarında Fed’in “kapsayıcı istihdam” yaklaşımını eleştirirken, kendi maksimum istihdam tanımını ortaya koymaktan kaçındı. Warsh’ın yıllardır konuşmasına rağmen “maksimum istihdam” kavramını nasıl tanımladığına dair somut bir çerçeve sunmaması en büyük eleştiri noktası olarak öne çıkıyor.

Geçtiğimiz haftaki Senato oturumunda da Warsh’ın faiz politikası, tarifeler ve hatta siyasi konular hakkında soruları geçiştirmesi dikkat çekti. Bu durum, özellikle kritik bir dönemde Fed’i yönetecek ismin ekonomik önceliklerinin net olmaması nedeniyle kaygıları artırıyor.

İŞ GÜCÜ PİYASASI HERKES İÇİN AYNI DEĞİL

ABD’de işsizlik oranları toplumun farklı kesimlerinde büyük farklılıklar gösteriyor. Siyah Amerikalılar ile beyaz Amerikalılar arasındaki işsizlik farkı, ekonomik genişleme dönemleri dışında genellikle iki kat seviyesinde seyrediyor. Benzer şekilde cinsiyet, eğitim ve gelir grupları arasında da ciddi ayrışmalar bulunuyor.

Fed’in “kapsayıcı istihdam” vurgusu da tam olarak bu farklılıkların dikkate alınmasına dayanıyor. Bu yaklaşım, bazı eleştirilerin aksine enflasyona göz yummak anlamına gelmiyor; aksine iş gücü piyasasının gerçeklerini yansıtıyor.

FAİZ KARARLARI VE İSTİHDAM BAĞLANTISI

2024 ve 2025 yıllarında Fed’in faiz indirimleri, büyük ölçüde iş gücü piyasasındaki zayıflama sinyallerine dayanıyordu. İşsizlik oranındaki yarım puanlık artış ve yaklaşık 800 bin kişilik istihdam revizyonu, ekonomide yavaşlama sinyali olarak yorumlandı.

Fed’in 2024’te yaptığı 50 baz puanlık faiz indirimi, doğrudan iş gücü piyasasındaki bozulmaya verilen bir yanıt olarak öne çıktı. Ancak Warsh bu adımı eleştirerek, kararın siyasi algı yaratabileceğini öne sürdü.

GELECEĞİN RİSKLERİ: YAŞLANAN NÜFUS VE YAPAY ZEKA

ABD ekonomisi artık farklı bir döneme giriyor. Göçün yavaşlaması ve nüfusun yaşlanması, iş gücü arzını sınırlarken; yapay zeka gibi teknolojiler iş gücü talebini yeniden şekillendiriyor.

Warsh, yapay zekanın verimliliği artırarak enflasyonu düşürebileceğini savunsa da, bu dönüşümün istihdam üzerindeki etkilerine dair detaylı bir görüş sunmuş değil. Oysa uzmanlara göre bu süreç, kitlesel iş kayıpları veya sektörler arası sert geçişler yaratabilir.

BELİRSİZLİK EN BÜYÜK RİSK

Fed’in başına geçmesi beklenen bir ismin, istihdam gibi kritik bir konuda net bir yol haritası ortaya koymaması piyasalarda ciddi bir belirsizlik yaratıyor. Ekonomistler, özellikle enflasyon ile işsizlik arasında denge kurulması gereken dönemlerde bu belirsizliğin riskleri artırabileceği görüşünde.