ABD’de yeni dönem: FED’in direksiyonu Hazine’ye geçiyor
ABD’de para politikasının geleceği, Kevin Warsh’ın Senato Bankacılık Komitesi’ndeki onay oturumuyla yeniden gündemin merkezine taşındı. Donald Trump yönetiminin desteğini alan Warsh’ın açıklamaları, yalnızca faiz politikası açısından değil, aynı zamanda ABD Merkez Bankası’nın bağımsızlığı konusunda da yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Piyasalar açısından kritik soru ise şu: FED bundan sonra gerçekten bağımsız hareket edebilecek mi?
Warsh, oturum boyunca siyasi dengeyi koruyan dikkatli bir tutum sergilerken, hem Trump cephesini rahatsız etmeyecek hem de yatırımcılara güven verecek mesajlar verdi. Ancak satır aralarında, Hazine Bakanlığı ile FED arasındaki güç paylaşımının değişebileceğine dair güçlü sinyaller yer aldı.
HAZİNE-FED ANLAŞMASI TARTIŞMASI GÜNDEMDE
Warsh’ın daha önce CNBC’ye verdiği röportajda dile getirdiği “yeni Hazine-FED uzlaşısı” söylemi, Washington kulislerinde dikkatle izleniyor. 1951 yılında yapılan tarihi anlaşma, FED’e faizleri bağımsız belirleme yetkisi kazandırmıştı. Şimdi ise benzer bir düzenlemenin ters yönde gelişebileceği yorumları yapılıyor.
Warsh’a göre FED’in 6,5 trilyon dolara ulaşan bilançosu artık olağanüstü dönem aracı olmaktan çıktı ve siyasi etkiler doğuran kalıcı bir mekanizmaya dönüştü. Bu nedenle merkez bankasının bilançosunun küçültülmesi gerektiğini savunuyor.
Warsh, “FED’in asli görevi para politikasıdır, devasa bilanço ise örtülü maliye politikası yaratıyor” mesajı verdi.
6,5 TRİLYON DOLARLIK BİLANÇO NEDEN TARTIŞILIYOR?
2008 küresel krizinden pandemi dönemine kadar FED, tahvil alımlarıyla piyasaya büyük likidite sağladı. Bu süreçte bilanço hızla büyüdü. Uzmanlara göre FED’in uzun vadeli tahvil taşıması, devletin borçlanma maliyetlerini dolaylı biçimde belirlemesi anlamına geliyor.
Warsh cephesi ise bunun siyasi sonuç doğurduğunu düşünüyor. Çünkü hangi vadede ne kadar borçlanılacağı ve piyasa faizlerinin nasıl şekilleneceği artık sadece teknik değil, doğrudan ekonomik yönetim kararı haline geliyor.
TAHVİL PİYASASINDA GİZLİ GEÇİŞ BAŞLADI İDDİASI
Londra merkezli likidite uzmanı Michael Howell’e göre ABD Hazine Bakanlığı son dönemde fiilen FED’in yerini almaya başladı. Özellikle kısa vadeli bono ihracının artırılması ve geri alım operasyonlarıyla tahvil piyasasındaki oynaklığın bastırıldığı öne sürülüyor.
2015 yılında toplam borçlanmanın yalnızca %11,2’si kısa vadeli bonolardan oluşurken, bu oran %22,2 seviyesine çıktı. Böylece uzun vadeli tahvil arzı sınırlanırken getiriler aşağı çekildi.
Analistlere göre Hazine, tahvil piyasasını sakin tutarak finansal koşulları gevşetiyor ve büyümeyi destekliyor.
MOVE ENDEKSİ DİKKAT ÇEKTİ
Tahvil piyasasında volatilitenin en önemli göstergelerinden biri olan MOVE Endeksi, son bir yılda dikkat çekici biçimde sakin seyretti. Normal şartlarda savaş, jeopolitik kriz veya enflasyon verileri sonrası sert yükselmesi beklenen endeksin baskılanması, “arka planda dengeleme var” yorumlarını artırdı.
Bu durum yatırımcı açısından kısa vadede olumlu görünse de uzun vadede riskli olabilir. Çünkü düşük oynaklık ortamı, aşırı risk iştahını ve yüksek kaldıraç kullanımını teşvik ediyor.
DOLAR İÇİN YENİ HEDEF: DAHA ZAYIF KUR
Hazine Bakanı Scott Bessent’in daha düşük tahvil faizi ve daha zayıf dolar istediği yönündeki açıklamaları da yeni denklemde öne çıkıyor. Daha zayıf dolar, ABD ihracatını desteklerken küresel likiditeyi rahatlatabilir. Ancak bunun bedeli daha yüksek enflasyon riski olabilir.
Uzmanlara göre hem düşük faiz hem zayıf dolar hem de güçlü borsa hedefi aynı anda sürdürülebilir olmayabilir.
Piyasalar, Washington’un borsayı ayakta tutmak için doların değerinden taviz verebileceğini fiyatlamaya başladı.
BORSALAR REKORA KOŞARKEN RİSKLER ARTIYOR
Son haftalarda Körfez’deki çatışmalara rağmen ABD borsalarının yeni zirvelere koşması dikkat çekiyor. Bu yükselişin arkasında sadece şirket kârları değil, aynı zamanda likidite politikaları ve düşük tahvil oynaklığı da gösteriliyor.
Warsh geçmişte FED’in şişkin bilançosunun hisse piyasalarını gereğinden fazla yükselttiğini savunmuştu. Ancak şimdi oluşan yeni yapı da benzer sonuçlar doğurabilir.
FED BAĞIMSIZLIĞI YENİDEN TANIMLANABİLİR
Washington’da şekillenmeye başlayan yeni modelde FED’in kısa vadeli faizleri yönetmesi, Hazine’nin ise tahvil piyasası ve likidite tarafında daha etkin rol üstlenmesi bekleniyor. Bu yapı resmi olarak ilan edilmese de piyasalar fiili bir dönüşüm yaşandığını düşünüyor.
Önümüzdeki dönemde yatırımcılar için asıl soru şu olacak: FED bağımsız kalabilecek mi, yoksa para politikasının direksiyonu tamamen Hazine’ye mi geçecek?
