Mehmet Şimşek iklim finansmanı için yeni köprü modelini açıkladı
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Londra İklim Eylemi Haftası kapsamında düzenlenen İklim Dayanıklılığı Finansmanı Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, küresel iklim yatırımlarındaki finansman açığının kapatılması için COP31 kapsamında geliştirilen “İklim Uygulama Köprüsü” girişimini tanıttı. Şimşek, yatırım bekleyen projeler ile küresel sermayeyi buluşturacak mekanizmaların güçlendirilmesinin iklim hedeflerine ulaşmada kritik önem taşıdığını vurguladı.
“Türkiye’nin COP31 kapsamındaki öncü girişimlerinden biri olan İklim Uygulama Köprüsü, ülkelerin iklim planlarını yatırım yapılabilir projelere dönüştürmeyi hedefliyor.”
İklim finansmanı açığı büyümeye devam ediyor
Şimşek, küresel iklim gündeminin artık hedef belirleme aşamasını geride bıraktığını, önceliğin taahhütlerin uygulanmasına geçtiğini belirtti. Bu süreçte en büyük ihtiyacın ise finansman olduğunu ifade eden Şimşek, iklim yatırımlarının zamanında hayata geçirilmesinin ekonomik ve sosyal dayanıklılık açısından kritik rol oynadığını söyledi.
Dünya genelinde 2030 yılına kadar iklim hedeflerine ulaşılması için her yıl 6,3 ila 6,7 trilyon dolar yatırım gerektiğini belirten Şimşek, mevcut iklim finansmanının ise yaklaşık 2 trilyon dolar seviyesinde kaldığını açıkladı. Gelişmekte olan ülkelerin finansman ihtiyacının Çin hariç yıllık 2,4 trilyon dolar düzeyinde olduğunu, ancak bunun yalnızca yaklaşık onda biri kadar kaynağa erişilebildiğini ifade etti.
Şimşek’e göre sorun sermaye eksikliği değil, yatırımcıların finanse edebileceği nitelikte yeterli proje oluşturulamaması.
İklim uygulama köprüsü yatırımcı ile projeleri buluşturacak
Şimşek, yatırım bekleyen çok sayıda iklim projesi bulunduğunu, buna karşılık yüksek getiri arayan önemli miktarda küresel sermayenin de hazır olduğunu belirterek iki tarafı buluşturacak köprünün İklim Uygulama Köprüsü olacağını söyledi.
Yeni girişimin temel amacının ülkelerin iklim stratejilerini yatırım yapılabilir projelere dönüştürmek, finansman ihtiyaçlarını ise bankalar ve uluslararası yatırımcılar açısından finanse edilebilir proje havuzlarına çevirmek olduğunu kaydeden Şimşek, bunun yeni bir kurum kurmak yerine mevcut uluslararası ekosistemde iş birliğini güçlendirmeye odaklandığını ifade etti.
Türkiye’nin COP31 sürecinde öncü rol üstleneceğini belirten Şimşek, finansmanın en fazla ihtiyaç duyulan alanlara daha hızlı ve etkin yönlendirilmesini hedeflediklerini dile getirdi.
İklim direnci ekonomi politikalarının merkezinde yer alacak
Şimşek, iklim değişikliğinin yalnızca çevresel değil aynı zamanda ekonomik bir risk olduğuna dikkat çekerek, dayanıklı ekonomilerin daha üretken, rekabetçi ve yatırımcı açısından daha cazip hale geldiğini söyledi.
Geçen yıl Türkiye’de yaşanan zirai don ve kuraklığın milyonlarca kişiyi doğrudan etkilediğini hatırlatan Şimşek, bu tür iklim şoklarının enflasyon üzerinde de etkili olduğunu belirtti. Daha dirençli ekonomiler oluşturabilmek için su yönetimi, iklim dostu tarım, sürdürülebilir arazi kullanımı, dayanıklı altyapı ve ekosistem yatırımlarının artırılması gerektiğini ifade etti.
Şimşek, iklim kaynaklı zararların dünya genelinde yalnızca dörtte birinin sigorta kapsamında karşılanabildiğini, kalan yükün ise vatandaşlar, işletmeler ve kamu maliyesi tarafından üstlenildiğini söyledi.
Uluslararası finans kuruluşlarına iş birliği çağrısı
Şimşek, iklim finansmanındaki açığın yalnızca çok taraflı kalkınma bankalarıyla kapatılamayacağını belirterek ihracat kredi kuruluşları, kredi derecelendirme kuruluşları, düzenleyici kurumlar ve yerel finans kuruluşlarının daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini vurguladı.
Geniş kapsamlı uluslararası iş birliğinin önemine dikkat çeken Şimşek, kamu ve özel sektörün birlikte hareket etmesiyle iklim yatırımlarının hızlanabileceğini belirterek Türkiye’nin tüm paydaşlarla ortak çalışmaya hazır olduğunu ifade etti.
