Hindistan’da rupi krizi faiz artışı beklentilerini tetikledi
Hindistan ekonomisi, küresel enerji şokları ve döviz piyasalarındaki baskının etkisiyle kritik bir eşikten geçiyor. Rupinin dolar karşısında rekor seviyelere gerilemesi, yalnızca kur dengesini değil aynı zamanda para politikasının geleceğini de doğrudan etkiliyor. Mumbai’deki finans çevrelerinde artık en çok konuşulan soru net: Merkez Bankası faiz artırmak zorunda kalacak mı, kalırsa ne kadar sert olacak?
ENERJİ KRİZİ VE KUR BASKISI MERKEZ BANKASINI KÖŞEYE SIKIŞTIRIYOR
İran’da yaklaşık iki ay önce başlayan savaşın enerji fiyatlarını yukarı çekmesi, Hindistan gibi ithalata bağımlı ekonomilerde ciddi maliyet baskısı yarattı. Artan petrol ve gaz faturası, rupinin değer kaybını hızlandırırken benzer şekilde Asya’daki birçok para birimini de zayıflattı. Ancak son iki yılda en kötü performans gösteren para birimlerinden biri Hint rupisi oldu.
RUPİDEKİ ZAYIFLIK, MERKEZ BANKASININ “BEKLE-GÖR” STRATEJİSİNİ ZORLUYOR. Daha önce büyümeyi desteklemek amacıyla faizleri düşüren ve piyasaya yüksek miktarda likidite sağlayan Hindistan Merkez Bankası (RBI), şimdi kur şoklarının yarattığı risklerle karşı karşıya.
UCUZ PARA POLİTİKASI SERMAYE KAÇIŞINI DURDURAMADI
2024 sonunda göreve gelen RBI yönetimi, büyümeyi canlandırmak için agresif adımlar atmıştı. Politika faizi toplamda 125 baz puan düşürülürken, bankacılık sistemine yaklaşık 20 trilyon rupi likidite enjekte edildi. Bu miktar, pandemi dönemindeki desteklerin bile neredeyse iki katına ulaştı.
Ancak beklenen etki gerçekleşmedi. Yabancı yatırımcılar, küresel belirsizlikler ve doların cazibesi nedeniyle Hint varlıklarından çıkış yaptı. Son bir yılda hisse senedi piyasasından 26 milyar dolarlık çıkış yaşanırken bunun 20 milyar doları sadece 2026’nın ilk aylarında gerçekleşti.
SERMAYE ÇIKIŞI ARTTIKÇA, RUPİ ÜZERİNDEKİ BASKI DAHA DA DERİNLEŞİYOR.
100 SEVİYESİ KRİTİK EŞİK: PİYASALAR FAİZ ARTIŞINI FİYATLIYOR
Rupi, 95 seviyesini aşarak psikolojik sınır olan 100’e doğru ilerliyor. Bu durum, türev piyasalarda faiz artışı beklentilerini güçlendirmiş durumda. Ancak bazı fon yöneticileri bu beklentilerin abartılı olduğunu düşünüyor.
Bankacılar için asıl sorun ise daha farklı: Faizlerin yükselmesi durumunda zaten zorlaşan ekonomik koşullarda kredi talebi nasıl korunacak? Enerji krizi ve küresel belirsizlik ortamında pahalı kredilere talep bulmak giderek zorlaşıyor.
SAVAŞ VE ARZ ŞOKU KREDİ BÜYÜMESİNİ TEHDİT EDİYOR
Hürmüz Boğazı’ndaki enerji akışının sekteye uğramasından önce Hindistan’da kredi büyümesi yüzde 14,5 seviyelerinde güçlü bir seyir izliyordu. RBI, bankalara daha fazla esneklik tanıyarak kredi genişlemesini desteklemeyi planlıyordu.
Ancak savaşın yarattığı belirsizlik ve arz şokları bu planları askıya aldı. Maliye Bakanlığı’nın son değerlendirmesinde, arz tarafındaki sıkıntıların yanı sıra talep daralması riskine de dikkat çekildi. Bu durum, kredi piyasasında ciddi bir yavaşlamanın habercisi olabilir.
BANKALAR TEMKİNLİ: RİSKLİ KREDİLERE MESAFE ARTIYOR
Hindistan bankacılık sistemi son yılların en sağlıklı bilanço görünümüne sahip olsa da, bu tablo kalıcı olmayabilir. Özellikle kamu bankalarının küçük ve orta ölçekli işletmelere olan yüksek kredi maruziyeti risk oluşturuyor.
Geçtiğimiz yıl sorunlu kredilerin yüzde 25’inden fazlası KOBİ segmentinden geldi. Bu nedenle bankalar, yeni kredi vermekten ziyade mevcut varlık kalitesini korumaya odaklanabilir.
FAİZ ARTIŞI KAÇINILMAZ OLABİLİR
Hükümet, artan petrol fiyatlarının tüketiciye yansımasını şimdilik sınırlıyor. Ancak bütçe imkanları bu sübvansiyonların uzun süre devam etmesine elvermiyor. Mart ayında yıllık enflasyon yüzde 3,4 ile hedef bandın içinde kalsa da, aşırı sıcaklar ve zayıf muson beklentisi gıda fiyatlarını yukarı çekebilir.
ENFLASYON BEKLENTİLERİ BOZULURSA, FAİZLERİN DAHA SERT VE DAHA UZUN SÜRE YÜKSEK KALMASI GEREKEBİLİR.
Ekonomistler, merkez bankasının faiz artışını geciktirmesi durumunda daha ağır bir maliyetle karşılaşılabileceği konusunda uyarıyor. Çünkü piyasalarda güven kaybı oluştuğunda, para politikasının etkisi zayıflıyor ve enflasyonu kontrol altına almak daha zor hale geliyor.
Sonuç olarak Hindistan ekonomisi, büyümeyi destekleme ile fiyat istikrarını sağlama arasında zorlu bir denge arayışında. Ucuz para döneminin sonuna gelinirken, atılacak her adım hem bankacılık sektörü hem de tüketici davranışları üzerinde belirleyici olacak.
