İstanbul nasıl bölgesel finans merkezi olabilir? Emre Alkin’den çarpıcı ekonomi analizi
EKOTÜRK TV’de yayımlanan “Günün Yorumu” programında konuşan ekonomist Prof. Dr. Emre Alkin, “İstanbul Dubai olur mu?” tartışmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Alkin, meselenin bir şehrin başka bir şehre benzemesi değil, Türkiye’nin bölgesel bir finans üssü olabilme kapasitesi olduğunu belirtti.
“İstanbul’un Dubai’ye dönüşmesinden söz etmiyoruz; asıl mesele Türkiye’nin bölgesel bir finans merkezi olup olamayacağı.”
Alkin, bazı çevrelerin “İstanbul Dubai olmasın” yaklaşımını haklı bulmakla birlikte, asıl tartışmanın Dubai’ye benzemek değil, küresel sermayeyi çekebilecek bir finans ekosistemi oluşturmak olduğunu vurguladı. Körfez bölgesinde artan belirsizliklerin yatırımcıları alternatif destinasyonlara yönlendirdiğini belirten Alkin, Türkiye’nin özellikle İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya gibi şehirleriyle bu boşluğu doldurma potansiyeline sahip olduğunu söyledi.
HUKUK, İSTİKRAR VE ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK VURGUSU
Alkin’e göre bir finans merkezinin oluşmasında hukukun üstünlüğü, kurumsal istikrar ve öngörülebilirlik temel unsurlar arasında yer alıyor. Birleşik Arap Emirlikleri örneğini değerlendiren Alkin, bu ülkelerin demokrasi iddiasında olmadığını ancak uyguladıkları kuralları sık sık değiştirmeyerek yatırımcılara netlik sunduklarını ifade etti.
“Bir finans merkezi yalnızca gökdelenlerle değil; hukuk, vergi rejimi, sermaye piyasalarının derinliği, dijital altyapı ve yaşam kalitesiyle inşa edilir.”
Alkin, Türkiye’nin demokratik ve laik bir hukuk devleti olarak kurulduğunu hatırlatarak, bu yapının uluslararası sermaye için önemli bir avantaj olduğunu dile getirdi. Ancak sık sık değişen düzenlemelerin ve öngörülemeyen politika adımlarının yatırımcı güvenini zedelediğini kaydetti.
GÜNÜN YORUMU
⏳Prof. Dr. @emrealkin1969 her gün 5 dakikada gündemi yorumluyor. pic.twitter.com/JTmybEH4Kq
— EKOTÜRK (@Ekoturktv) April 13, 2026
EKONOMİK DENGESİZLİKLER VE YAŞAM MALİYETİ
Programda ekonomik göstergelere de değinen Alkin, yüksek faiz ve düşük kur politikasının yabancı yatırımcı açısından Türkiye’yi pahalı hale getirdiğini söyledi. Avrupa ortalamasını aşan akaryakıt ve gıda fiyatlarına dikkat çeken Alkin, enflasyonun gerçek nedenleri yerine sonuçlarıyla mücadele edilmesinin hayat pahalılığını kalıcı hale getirdiğini belirtti. Kurun baskılanmasının ücretlerin görece yüksek algılanmasına yol açtığını ve bunun da rekabet gücünü sınırladığını ifade etti.
“Kuralların sık değiştiği bir ortamda yatırımcı geleceği planlayamaz; bu da sermaye akışını zayıflatır.”
Alkin ayrıca turizm sektöründeki doluluk oranlarının gerilediğini, buna karşın Türkiye’nin doğal güzellikleri, tarihi mirası, altyapısı ve yaşam kalitesiyle hâlâ önemli avantajlara sahip olduğunu belirtti.
KÖRFEZ’DEN YÖNELEBİLECEK SERMAYE İÇİN FIRSAT PENCERESİ
Türkiye’nin özellikle İstanbul başta olmak üzere Ankara, İzmir ve Antalya ile yeni dönemde Körfez’den çıkabilecek sermaye akımlarını çekebileceğini dile getiren Alkin, bunun için hukuki çerçevenin güçlendirilmesi, yatırım ortamının sadeleştirilmesi ve ekonomik öngörülebilirliğin sağlanması gerektiğini vurguladı.
Dubai ve Abu Dabi gibi şehirlerin ulaştığı finansal ölçeğin ciddi avantajlar sağladığını ifade eden Alkin, Türkiye’nin doğrudan Körfez’in yerini almasının kısa vadede mümkün olmadığını ancak doğru politikalarla bölgesel bir finans üssü haline gelebileceğini söyledi.
İSTANBUL KENDİ MODELİNİ OLUŞTURABİLİR
Alkin değerlendirmesini, Türkiye’nin kendi potansiyelini doğru kullanması halinde özgün bir finans merkezi modeli geliştirebileceğini söyleyerek tamamladı. Gerekli adımların atılması durumunda İstanbul’un kendi kimliğiyle öne çıkabileceğini ve küresel finans haritasında kalıcı bir yer edinebileceğini belirtti.
