İran savaş anlaşması öncesi Çin ve Rusya desteğini güçlendiriyor

ABD ile İran arasında iki aydır devam eden gerilimin sona erdirilmesine yönelik diplomatik trafik hız kazanırken, Tahran yönetimi bir yandan da Çin ve Rusya ile ilişkilerini derinleştirerek masadaki pozisyonunu güçlendirmeye çalışıyor. Son 24 saatte yaşanan yoğun diplomatik temaslar, tarafların yeni bir uzlaşı arayışına girdiği yorumlarını beraberinde getirdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin Çin ziyareti ve geçtiğimiz günlerde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmeler, Tahran’ın yalnızca askeri değil diplomatik dengeyi de yeniden kurma stratejisinin parçası olarak değerlendiriliyor.

İRAN, WASHINGTON BASKISINA KARŞI ÇİN VE RUSYA KARTINI AÇIYOR

İran yönetimi özellikle ABD yaptırımlarının etkisini azaltabilecek ülkelerle bağlarını daha güçlü hale getirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda Pekin ve Moskova ile yürütülen temasların, olası bir anlaşma sürecinde Tahran’ın elini güçlendireceği düşünülüyor.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump arasında önümüzdeki hafta yapılması planlanan zirve öncesinde Arakçi’nin Pekin’e gitmesi dikkat çekti. İran tarafı, Çin’in hem ekonomik hem de diplomatik etkisini sürecin merkezine taşımaya çalışıyor.

Çin, İran petrolünün neredeyse tamamını satın alan en büyük alıcı konumunda bulunuyor.

Ayrıca Pekin’in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki veto hakkı da İran açısından kritik önem taşıyor. Washington yönetimi, Hürmüz Boğazı üzerindeki baskı politikalarında uluslararası destek ararken, Çin’in tutumu belirleyici unsurlardan biri olarak görülüyor.

Ancak uzmanlara göre İran’ın Çin ve Rusya’ya dayanma stratejisi riskler de içeriyor. Çünkü iki ülke şimdiye kadar Tahran’ı ekonomik veya askeri baskılardan tamamen koruyabilecek somut adımlar atmaktan kaçındı.

Georgetown Üniversitesi Katar Kampüsü öğretim üyelerinden Mehran Kamrava, İran’ın yürüttüğü yoğun diplomasinin temel hedefinin yalnız kalmamak olduğunu belirtti.

Kamrava’ya göre Tahran yönetimi, Washington ile yaşanan kriz sürecinde en yakın müttefiklerinin kendisinden uzaklaşmasını engellemeye çalışıyor.

TRUMP GERİLİMİ DÜŞÜRMEK İÇİN YENİ FORMÜL ARIYOR

Diplomatik temaslar sürerken ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’nda gemilere yönelik Amerikan yönlendirme operasyonunu geçici olarak durdurması da dikkat çekti.

Trump yönetimi, anlaşmanın sonuçlanıp imzalanabilmesi için askeri tansiyonu kontrollü şekilde düşürmeye çalışıyor. Bu karar, Washington’ın çatışmadan çıkış yolu aradığı yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.

ABD yönetimi, Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimi azaltarak diplomatik sürece alan açmayı hedefliyor.

Buna rağmen sürecin oldukça kırılgan olduğu belirtiliyor. Islamabad’da yapılan doğrudan görüşmeler sonuçsuz kalırken, Trump’ın “Project Freedom” adı verilen Hürmüz girişimi sırasında taraflar arasında yeniden sıcak temaslar yaşandı.

Bu gelişmeler, bir aylık ateşkes sürecinin de ciddi şekilde sarsılmasına neden oldu.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise Washington’ın aynı anda hem “maksimum baskı” politikası uygulayıp hem de İran’dan müzakere masasına dönmesini beklemesini kabul edilemez olarak değerlendirdi.

İran basınına göre Pezeşkiyan, ABD’nin tehdit diliyle sonuç alamayacağını savundu.

ÇİN-ABD ZİRVESİ ÖNCESİ HÜRMÜZ KRİTİK BAŞLIK HALİNE GELDİ

Uzmanlara göre Trump ile Şi arasında yapılacak görüşme öncesinde Hürmüz Boğazı artık yalnızca bölgesel değil küresel ekonomik pazarlıkların merkezine dönüşmüş durumda.

Çin’in olası anlaşma sürecinde aktif rol üstlenmesi halinde Şi Cinping’in zirveye “barış sağlayıcı lider” pozisyonuyla gitmesi mümkün olabilecek.

Pekin yönetimi bir taraftan İran ile yakın ilişkilerini sürdürürken diğer taraftan Hürmüz’de yaşanan krizin enerji güvenliğini tehdit etmesinden rahatsızlık duyuyor.

Çünkü Çin ekonomisi büyük ölçüde Körfez enerji akışına bağımlı durumda bulunuyor.

ABD ise Pekin’den İran üzerindeki etkisini kullanarak Hürmüz Boğazı’nın yeniden tamamen açılması konusunda destek vermesini istiyor.

Buna karşın Çin yönetimi, İran petrolüyle bağlantılı Çinli rafinerilere yönelik Amerikan yaptırımlarına karşı çıkmayı sürdürüyor.

ORTA DOĞU’DA DİPLOMASİ TRAFİĞİ HIZLANDI

İran merkezli diplomasi yalnızca Çin ve Rusya ile sınırlı kalmadı. Körfez ülkeleri de çatışmanın genişleme riskine karşı yoğun temaslara başladı.

Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun nadir görülen telefon görüşmesi dikkat çekti.

Görüşmede Netanyahu’nun BAE’nin güvenliğine destek mesajı verdiği aktarıldı.

Öte yandan İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan da bölgedeki gerilimin büyümemesi için yürütülen diplomatik çabaları ele aldı.

Risk analiz şirketi Verisk Maplecroft’tan Kaho Yu’ya göre İran-Çin görüşmeleri, enerji güvenliği ve İran petrol sevkiyatlarını Trump-Şi zirvesinin ana gündemlerinden biri haline getirebilir.

Yu, Hürmüz Boğazı’nın artık yalnızca bölgesel kriz noktası değil, Washington ile Pekin arasındaki daha geniş müzakerelerin baskı unsuru haline geldiğini ifade etti.