ABD’de akaryakıt krizi: Düşük gelirliler benzin tüketimini kıstı

Orta Doğu’daki savaşın etkisiyle hızla yükselen petrol ve akaryakıt fiyatları, ABD ekonomisindeki gelir eşitsizliğini daha görünür hale getirdi. New York Fed tarafından yayımlanan yeni araştırma, özellikle düşük gelirli Amerikalıların artan benzin fiyatları karşısında tüketimlerini kısmak zorunda kaldığını ortaya koydu. Yüksek gelir grubundaki haneler ise fiyat artışlarına rağmen yakıt tüketim alışkanlıklarını büyük ölçüde korudu.

Araştırmaya göre ülkede “K tipi ayrışma” olarak tanımlanan ekonomik tablo, akaryakıt tüketiminde de net şekilde hissedilmeye başladı. Düşük gelirli kesim harcamalarını kısmaya giderken, yüksek gelir grubunun tüketim gücünü koruması dikkat çekti.

“ABD’de yükselen benzin fiyatları, düşük gelirli haneler üzerinde ciddi baskı oluştururken gelir grupları arasındaki ekonomik farkı daha da büyüttü.”

AKARYAKIT FİYATLARI SON YILLARIN ZİRVESİNDE

Amerikan Otomobil Birliği (AAA) verilerine göre ABD’de benzinin galon fiyatı ortalama 4,54 dolara yükseldi. Böylece fiyatlar Temmuz 2022’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Mart ayı sonunda ise birçok bölgede pompa fiyatlarının 4 dolar seviyesinin üzerine çıktığı görüldü.

Enerji piyasalarında yaşanan sert yükselişin temelinde ise Orta Doğu’daki savaş ve küresel arz endişeleri bulunuyor. Petrol fiyatlarındaki dalgalanma, özellikle ulaşım giderlerine bağımlı olan düşük gelir grubunun bütçesinde ciddi baskı yarattı.

DÜŞÜK GELİRLİLER BENZİN TÜKETİMİNİ AZALTTI

New York Fed araştırmasına göre yıllık geliri 40 bin doların altında olan haneler, nominal olarak benzine daha fazla ödeme yapmasına rağmen tüketimlerini kısmaya başladı. Bu gelir grubunda benzin harcamaları yüzde 12 artsa da, gerçek tüketim miktarı yüzde 7 geriledi.

Araştırmacılar, fiyat baskısının özellikle alt gelir grubunda “zorunlu tüketim azaltımı” yarattığını belirtti. Artan maliyetler nedeniyle birçok tüketici daha az araç kullanmaya, seyahat planlarını azaltmaya veya günlük harcamalarını kısmaya yöneldi.

“Düşük gelirli Amerikalılar daha fazla ödeme yaparken daha az benzin tüketmek zorunda kaldı.”

YÜKSEK GELİRLİLER TÜKETİMİ KORUDU

Yıllık geliri 125 bin doların üzerinde olan hanelerde ise tablo farklı gelişti. Araştırmaya göre bu gruptaki tüketiciler akaryakıt harcamalarını yüzde 19 artırırken, tüketim miktarında ciddi bir düşüş yaşanmadı.

Ekonomistler, yüksek gelir grubunun artan fiyatları bütçelerinde daha kolay absorbe edebildiğini ve bu nedenle tüketim alışkanlıklarını koruyabildiğini ifade ediyor. Bu durum, ABD ekonomisinde uzun süredir tartışılan gelir temelli tüketim farkını yeniden gündeme taşıdı.

Araştırmada ortaya çıkan “K tipi ekonomik ayrışma”, bir kesimin ekonomik baskı altında küçülürken diğer kesimin büyümeyi sürdürmesi anlamına geliyor. Özellikle enerji fiyatları gibi temel harcama kalemlerinde bu farkın daha belirgin hale geldiği belirtiliyor.

PİYASALAR “TALEP YIKIMI” RİSKİNİ İZLİYOR

Enerji sektöründeki şirketler ve piyasa uzmanları, düşük gelir grubunda başlayan tüketim düşüşünün ilerleyen süreçte daha geniş çaplı “talep yıkımı” riskine dönüşebileceğini değerlendiriyor.

Talep yıkımı, yüksek fiyatlar nedeniyle tüketicilerin ürün kullanımını azaltması anlamına geliyor. Özellikle savaş sonrası yükselen enerji maliyetleri nedeniyle piyasalarda bu riskin uzun süredir yakından takip edildiği ifade ediliyor.

ABD Enerji Bilgi İdaresi verileri ve rafineri şirketlerinden gelen açıklamalar, savaşın ilk dönemlerinde yakıt talebinin güçlü kaldığını gösterse de son araştırmalar düşük gelir grubunda tüketim baskısının giderek arttığına işaret ediyor.

200 BİNDEN FAZLA TÜKETİCİ İNCELENDİ

Araştırma kapsamında veri analiz şirketi Numerator tarafından takip edilen yaklaşık 200 bin tüketicinin mart ayındaki akaryakıt harcamaları incelendi. Veriler, Orta Doğu’daki çatışmaların başlamasının hemen ardından fiyat baskısının tüketici davranışlarına doğrudan yansıdığını ortaya koydu.

Uzmanlar, enerji fiyatlarının yüksek seviyelerde kalması halinde ABD’de tüketim eğilimlerinin daha da ayrışabileceğini ve bunun ekonomik büyüme üzerinde yeni baskılar yaratabileceğini değerlendiriyor.

“Enerji fiyatlarındaki yükselişin devam etmesi halinde düşük gelirli kesimde tüketim baskısının daha da derinleşebileceği belirtiliyor.”