Savaş büyüdü, gıda krizi kapıya dayandı : Zam dalgası başladı

Ortadoğu’da büyüyen İran merkezli savaşın etkileri yalnızca enerji piyasalarıyla sınırlı kalmadı. Küresel tarım, lojistik ve perakende sektörleri de çatışmanın yarattığı baskıyı hissetmeye başladı. Gübre, yakıt, ambalaj ve nakliye maliyetlerindeki sert artış; market raflarındaki fiyatlara kadar uzanan yeni bir dalgayı tetikledi. Uzmanlara göre savaş uzarsa hem gıda enflasyonu hızlanacak hem de yoksul ülkelerde kıtlık riski artacak.

GÜBRE KRİZİ KÜRESEL TARIMI TEHDİT EDİYOR

Basra Körfezi son yıllarda azotlu gübre üretiminde dünyanın en kritik bölgelerinden biri haline geldi. Savaş öncesinde Hürmüz Boğazı üzerinden küresel gübre ticaretinin yaklaşık üçte biri taşınıyordu. Ancak çatışmalarla birlikte sevkiyatlarda ciddi aksamalar yaşandı, fiyatlar ise hızla yükseldi.

Azotlu gübreler dünya gıda üretiminin yaklaşık yarısını doğrudan destekliyor ve yaşanacak uzun süreli kesinti milyonlarca tonluk üretim kaybına yol açabilir.

Doğal gaz arzındaki bozulma da Hindistan, Bangladeş ve Avrupa’daki gübre fabrikalarını baskı altına aldı. Çünkü azotlu gübre üretiminin temel hammaddelerinden biri doğal gaz olarak öne çıkıyor. Üretim düşerken çiftçiler yeni sezon için stok arayışına girdi.

ÇİFTÇİLERİN MALİYETİ ARTIYOR, HASAT RİSKE GİRİYOR

Aşırı hava olayları nedeniyle son yıllarda zaten verim baskısı yaşayan çiftçiler şimdi daha pahalı mazot, daha pahalı gübre ve daha pahalı lojistik giderleriyle karşı karşıya. Üreticilerin önünde iki seçenek bulunuyor: maliyeti tüketiciye yansıtmak ya da daha az girdi kullanarak verim kaybını göze almak.

Asya’da bazı üreticilerin pirinç ekimini azaltmayı değerlendirdiği belirtiliyor. Avustralya’da ise ekim sezonu öncesi akaryakıt teslimatlarında kısıtlamalar gündeme geldi.

Çiftçiler gübre kullanımını azaltırsa yalnızca fiyatlar yükselmeyecek, küresel arz açığı da büyüyebilecek.

ENERJİ VE LOJİSTİK ZİNCİRİ KIRILIYOR

Modern tarım büyük ölçüde enerjiye bağımlı. Dizel traktörler toprağı işliyor, sulama sistemleri çalışıyor, seralar ısıtılıyor. Ayrıca tahıl, yağlı tohumlar, et ve sebze ürünleri gemi, uçak ve kamyonlarla kıtalar arasında taşınıyor.

Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz hattındaki riskler navlun fiyatlarını yükseltirken teslimat sürelerini de uzattı. Kısa mesafeli kara taşımacılığı bile yükselen yakıt fiyatları nedeniyle pahalandı. Bu gelişme özellikle ithalata bağımlı ülkelerde market maliyetlerini yukarı çekiyor.

AMBALAJ SANAYİSİ DE DARBE ALDI

Ortadoğu, plastik ambalaj üretiminde kullanılan naftanın küresel ticaretinde önemli paya sahip bulunuyor. Petrol bazlı hammaddelerde yaşanan sıkışıklık; plastik paketleme, karton kutu ve kağıt ambalaj maliyetlerini artırıyor.

Bu durum sadece üreticileri değil, market zincirlerini, restoranları ve son tüketiciyi de etkilemeye başladı. Özellikle hazır gıda ve içecek sektöründe maliyet baskısının hızlanabileceği ifade ediliyor.

MARKET RAFINDA YENİ ZAM DALGASI KAPIDA

Yıl başında dünya genelinde gıda enflasyonunun yavaşlaması bekleniyordu. Ancak savaş sonrası görünüm değişti. Küresel gıda maliyetleri mart ayında son altı ayın zirvesine çıktı. Nisan ve mayıs aylarında baskının daha da artması bekleniyor.

İngiltere’de mart ayında yüzde 3,7 seviyesinde olan gıda enflasyonunun yıl sonunda yüzde 9 ila 10 bandına yükselebileceği tahmin ediliyor. Avrupa’da da yıl sonuna doğru tüketici cüzdanlarının daha fazla zorlanacağı öngörülüyor.

Uzmanlara göre enerji fiyatlarındaki kalıcı yükseliş birkaç ay gecikmeli şekilde doğrudan market fiyatlarına yansıyacak.

EN BÜYÜK RİSK YOKSUL ÜLKELERDE

Asya, Afrika ve Latin Amerika’daki ithalata bağımlı ekonomiler savaşın en kırılgan halkası olarak gösteriliyor. Bu ülkelerde gıda harcamalarının hane gelirindeki payı daha yüksek olduğu için fiyat artışları sosyal baskıyı da artırıyor.

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı, İran’daki çatışmalar yıl ortasına kadar hafiflemezse akut açlık yaşayan insan sayısına 45 milyon kişinin daha eklenebileceği uyarısında bulundu. Yardım sevkiyatlarında yaşanan gecikmeler ise tabloyu ağırlaştırıyor.