Trump ile İran arasında geçici anlaşma ihtimali güçleniyor

ABD ile İran arasında nisan ayında sağlanan ateşkese rağmen kalıcı barış için yürütülen müzakereler hâlâ sonuç vermedi. Aylar süren savaş binlerce kişinin ölümüne yol açarken, küresel enerji piyasalarında da ağır bir sarsıntı oluşturdu. Taraflar şimdi geçici bir uzlaşı ihtimali üzerinde duruyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndan İran’ın nükleer faaliyetlerine kadar birçok başlıkta ciddi görüş ayrılıkları devam ediyor.

Washington yönetimi İran üzerindeki ekonomik baskıyı artırırken, Tahran ise Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü stratejik koz olarak kullanmayı sürdürüyor. Buna rağmen ABD Başkanı Donald Trump, görüşmelerin “olumlu ilerlediğini” savunuyor.

HÜRMÜZ BOĞAZI KRİZİ MASANIN EN SERT BAŞLIĞI HALİNE GELDİ

Dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz ticaretinin yaklaşık beşte biri Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleşiyor. İran ile Umman arasında bulunan bu dar geçiş noktası, küresel enerji güvenliği açısından kritik önem taşıyor.

Savaşın başlamasının ardından İran, boğazdaki gemi trafiğini ciddi şekilde yavaşlattı. Bu durum enerji fiyatlarını hızla yukarı taşırken, dünya genelinde enflasyon baskısını artırdı. İran yalnızca kendi petrol sevkiyatlarına ve belirli gemilere geçiş izni verdi. Bazı durumlarda güvenli geçiş için milyonlarca dolarlık ödeme talep edildiği öne sürüldü.

İran’ın Hürmüz üzerindeki baskısı, küresel enerji piyasalarında yeni bir güç dengesi oluşturdu.

ABD ise İran limanlarıyla bağlantılı gemilere yönelik deniz ablukasını sürdürerek Tahran üzerinde ekonomik baskı kurmaya çalışıyor. Ancak İran yönetimi, abluka kaldırılmadan boğazı tamamen açmayacağını açıkladı.

Tahran ayrıca uzun vadede Hürmüz Boğazı üzerinde daha kalıcı bir kontrol sistemi kurmak istiyor. İran’ın Fransa Büyükelçisi Muhammed Emin-Nejad, Umman ile kalıcı geçiş ücreti sistemi kurulması konusunda görüşmeler yapıldığını söyledi.

NÜKLEER PROGRAM PAZARLIĞIN EN KRİTİK DOSYASI OLMAYI SÜRDÜRÜYOR

ABD yönetimi, İran’ın Buşehr Nükleer Santrali dışında kalan tüm nükleer kapasitesinin sınırlandırılmasını talep ediyor. Washington, İran’ın atom bombası üretme ihtimalini tamamen ortadan kaldırmak istiyor.

İran ise nükleer faaliyetlerinin sivil amaçlı olduğunu savunuyor ve uranyum zenginleştirme hakkından vazgeçmeyeceğini belirtiyor. Trump yönetimi, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine uzun süreli moratoryum uygulanmasını önerdi. İran tarafı ise daha kısa süreli bir askıya almaya sıcak bakıyor.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın son doğrulamalarına göre İran’ın yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş 441 kilogram uranyuma sahip olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, bu miktarın daha ileri işleme sonrası yaklaşık 12 nükleer bomba üretimine yetecek seviyeye ulaşabileceğini ifade ediyor.

ABD, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarını tamamen teslim etmesini istiyor.

Ancak İran dini lideri Mojtaba Hamaney’in, silah seviyesine yakın uranyumun ülke dışına çıkarılmaması yönünde talimat verdiği öne sürüldü. Bu durum müzakerelerde yeni bir çıkmaz yaratıyor.

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ise İran’ın nükleer kapasitesi tamamen ortadan kaldırılmadan savaşın bitmiş sayılmayacağını açıkladı. Netanyahu, aksi durumda İsrail’in yeniden askeri operasyon düzenleyebileceği mesajını verdi.

LÜBNAN CEPHESİ DE GERİLİMİ TIRMANDIRIYOR

İran yönetimi, savaşın sona ermesi için Lübnan’daki çatışmaların da durdurulmasını şart koşuyor. İsrail ise İran destekli Hizbullah’a yönelik operasyonlarını sürdürüyor.

ABD arabuluculuğunda İsrail ile Lübnan arasında kırılgan bir ateşkes kurulsa da taraflar zaman zaman yeniden karşılıklı saldırılar gerçekleştiriyor. Haziran ayında yeni müzakere turunun yapılması planlanıyor.

İsrail’in temel taleplerinden biri Hizbullah’ın silahsızlandırılması olurken, Hizbullah bu çağrıları reddediyor. Lübnan hükümeti ise yıllardır örgütün askeri yapısını dağıtmakta başarısız oluyor.

YAPTIRIMLAR, FÜZELER VE MİLİS GÜÇLERİ TARTIŞMASI

İran, barış anlaşması kapsamında yaptırımların kaldırılmasını ve dondurulan milyarlarca dolarlık varlıklarının serbest bırakılmasını istiyor. Ayrıca savaş zararları için tazminat talep ediyor.

ABD ise İran’ın balistik füze programını sınırlandırmasını ve bölgedeki milis gruplara verdiği desteği sonlandırmasını talep ediyor. Washington yönetimi özellikle Hizbullah ve Yemen’deki Husilere sağlanan desteği kırmızı çizgi olarak görüyor.

İran ise bu yapıları “direniş ekseni” olarak tanımlıyor ve bölgesel nüfuzunun temel unsurlarından biri olarak değerlendiriyor.

TRUMP İÇERİDE DE BASKI ALTINDA

Savaş İran ekonomisini ağır şekilde yıprattı. Petrol üretimi düştü, enflasyon hızlandı ve deniz ablukası ekonomik baskıyı artırdı. Buna rağmen İran yönetiminin yıllardır yaptırımlarla yaşamaya alışkın olduğu ve geri adım atma konusunda yüksek direnç gösterdiği belirtiliyor.

ABD tarafında ise yaklaşan ara seçimler Başkan Trump üzerindeki baskıyı büyütüyor. Savaş nedeniyle benzin fiyatlarının galon başına 4,50 doların üzerine çıkması, Amerikan tüketicisini zorlamaya başladı.

Bu nedenle Trump yönetiminin, bazı temel sorunları sonraki müzakerelere bırakan geçici bir anlaşmaya daha sıcak yaklaşabileceği değerlendiriliyor.