Hürmüz Boğazı krizi Avrupa ekonomisini resesyona sürüklüyor

Küresel enerji ticaretinin can damarlarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda yaşanan uzun süreli kapanma ihtimali, Avro Bölgesi ekonomisi üzerinde ciddi baskı yaratıyor. Enerji fiyatlarındaki sert yükseliş, tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar ve küresel talepteki zayıflama, zaten kırılgan bir zeminde ilerleyen Avrupa ekonomisini yeni bir resesyon riskiyle karşı karşıya bırakıyor.

KÜRESEL PETROL PİYASASINDA TARİHİ ARZ AÇIĞI

Savaşın sekizinci haftasına girilirken petrol piyasasında arz-talep dengesi hızla bozuluyor. BCA Research analizlerine göre günlük 9 ila 9,5 milyon varillik arz açığı oluşmuş durumda. Bu miktar, küresel petrol tüketiminin yaklaşık yüzde 10’una denk geliyor. Alternatif boru hatları ve stratejik rezervlerin devreye alınması bile bu açığı tam anlamıyla kapatmaya yetmiyor.
Küresel petrol piyasasında oluşan bu dev açık, son yılların en sert arz şoklarından biri olarak değerlendiriliyor.

PİYASALAR GERÇEKLERİ GÖRMEZDEN Mİ GELİYOR?

İlginç şekilde finansal piyasalar, yaşanan krizi henüz tam olarak fiyatlamış görünmüyor. Avrupa borsaları Mart ayındaki dip seviyelerden yaklaşık yüzde 7,8 toparlanırken, Euro dolar karşısında değer kazandı. ABD borsaları ise rekor seviyelere ulaşarak risk iştahının hâlâ yüksek olduğunu gösterdi.
Ancak BCA stratejistlerine göre bu tablo yanıltıcı. Tahvil piyasaları dışında genel piyasa davranışı, mevcut risklerle uyumlu değil.

BCA’nın baş stratejistlerinden Jeremie Peloso ve ekibi, yaptıkları değerlendirmede dikkat çekici bir noktaya vurgu yaptı:
“Hürmüz Boğazı fiilen kapalı kalmaya devam ediyor ve bu durum piyasalarda henüz tam anlamıyla fiyatlanmış değil.”

LOJİSTİK GECİKME YENİ BİR KRİZ DALGASI YARATABİLİR

ABD ve İran’ın boğazı kademeli olarak yeniden açması durumunda bile tankerlerin Avrupa ve Asya pazarlarına ulaşması 4 ila 6 haftayı bulacak. Bu gecikme, küresel piyasada 250 ila 400 milyon varillik ek arz kaybı anlamına geliyor.

Uzmanlara göre asıl risk, petrol fiyatlarından çok fiziksel teslimat tarafında yaşanacak aksaklıklar. Görünür petrol stoklarının hızla tükenmesi, arz krizini daha da derinleştirebilir.

AVRUPA DAHA AZ BAĞIMLI AMA DAHA KIRILGAN

Her ne kadar Avrupa’nın Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatlara bağımlılığı Asya’ya kıyasla daha düşük olsa da, ekonomik başlangıç noktası kıtayı daha savunmasız hale getiriyor. Zayıf büyüme, düşük iç talep ve kırılgan sanayi üretimi, şokların etkisini artırıyor.
Avro Bölgesi’nde düşük büyüme ortamı, enerji şoklarının daha hızlı şekilde resesyona dönüşmesine zemin hazırlıyor.

Bu tablo, enflasyonun kalıcı hale gelmesini sınırlayabilirken aynı zamanda ekonomik daralmanın daha düşük eşiklerde tetiklenmesine yol açıyor. Avrupa Merkez Bankası’nın da bu nedenle faiz artırımı yerine bekle-gör politikasını sürdürmesi bekleniyor.

PMI VERİLERİ KRİZİN İLK SİNYALLERİNİ VERİYOR

Nisan ayına ait öncü PMI verileri, tedarik zincirlerinde ciddi bozulmalar yaşandığını ortaya koydu. Tedarikçi teslim sürelerindeki uzama, Covid-19 pandemisinin ilk dönemlerindeki aksaklıkları hatırlatıyor.

Analistler, bu tür arz şoklarının tarihsel olarak 12 ay içinde ekonomik aktivitede belirgin daralmalara yol açtığını vurguluyor.

YATIRIMCILAR İÇİN KRİZ STRATEJİSİ

BCA stratejistleri, yatırımcıların bu süreçte portföylerini daha dirençli sektörlere kaydırması gerektiğini belirtiyor. Tarihsel verilere göre enerji, sağlık (özellikle ilaç) ve kamu hizmetleri sektörleri, arz şokları sonrasında görece daha güçlü performans sergiliyor.

Öte yandan mevcut piyasa rallisinin sürdürülebilir olmadığı görüşü de öne çıkıyor:
“Piyasalardaki rahatlama dönemi sona yaklaşıyor; kısa vadeli yükselişlerin ardından küresel ekonomide ciddi yavaşlama sinyalleri daha net görülecek.”