Emre Alkin’den ekonomi yönetimine mesaj: “Faizi artırmak çözüm değil”

EKOTÜRK ekranlarında yayımlanan “Günün Yorumu” programında ekonomi yönetimine yönelik dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Mevcut ekonomik programın toplumun farklı kesimlerinden yoğun eleştiri aldığını belirten Alkin, buna rağmen ekonomi yönetiminin uyguladığı politikaları değiştirmekte kararlı göründüğünü söyledi.

Alkin, açıklamalarında özellikle enflasyon hedefleri ile gerçekleşen rakamlar arasındaki büyük farkın artık görmezden gelinemeyeceğini ifade etti. Geçmiş dönemde açıklanan hedeflerin gerçekleşmediğini hatırlatan ekonomist, resmi verilerde dahi enflasyonun yüksek seviyelerde kalmaya devam ettiğini vurguladı.

“2026 BOYUNCA AYNI EKONOMİ POLİTİKASININ DEVAM ETMESİ BEKLENİYOR”

Ekonomi yönetiminde yakın dönemde radikal bir değişiklik beklemediğini dile getiren Alkin, özellikle Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek liderliğindeki mevcut yaklaşımın sürdürüleceği görüşünü savundu.

Ekonomik programa ilişkin daha önce alternatif öneriler sunduklarını hatırlatan Alkin, geçmiş aylarda farklı politika önerilerini detaylı şekilde kamuoyuyla paylaştıklarını ancak mevcut tabloda bu önerilerin dikkate alınmadığını düşündüğünü ifade etti.

“YIL SONUNDA ENFLASYON YİNE YÜZDE 30-35 BANDINDA KALABİLİR”

Petrol fiyatlarındaki olası yükselişin Türkiye ekonomisi üzerindeki baskıyı artırabileceğine dikkat çeken Alkin, enerji maliyetlerinin kalıcı biçimde yükselmesi halinde resmi enflasyonun yeniden yüzde 30 ila 35 bandında seyredeceğini öngördü.

“2023’TE GÖREVE GELİNDİĞİNDEKİ ENFLASYONA YAKIN BİR TABLOYLA YILI KAPATABİLİRİZ” diyen Alkin, iki yılı aşkın sıkı ekonomi politikalarına rağmen enflasyonda kalıcı düşüş sağlanamadığını savundu.

Ekonomist, yaşanan süreci “az gidip uz gidip sonunda aynı noktaya dönmek” şeklinde yorumladı.

KUR VE REZERV YÖNETİMİNE ELEŞTİRİ

Merkez Bankası’nın rezerv ve likidite yönetimini de eleştiren Alkin, kurda ani sıçramaların önlenmesi için daha güven veren ve öngörülebilir politikaların uygulanması gerektiğini söyledi.

Rezerv birikiminin yalnızca kriz anlarında dövize müdahale etmek amacıyla yapılmasının doğru yaklaşım olmadığını belirten Alkin, mevcut yönetimin piyasaya yeterli güven veremediğini ifade etti.

“MERKEZ BANKASI ŞU ANA KADAR GÜÇLÜ BİR PERFORMANS SERGİLEYEMEDİ” sözleriyle para politikası yönetimine yönelik eleştirilerini sertleştiren Alkin, finansal istikrarın ancak güven veren adımlarla sağlanabileceğini kaydetti.

SEÇİCİ KREDİ ÇAĞRISI: ÜRETİM VE İHRACAT DESTEKLENMELİ

Ekonomik büyümenin yeniden canlandırılması için kredi politikalarının üretim odaklı hale getirilmesi gerektiğini belirten Alkin, özellikle üretim, ihracat ve enerji verimliliği yatırımlarına öncelik verilmesi çağrısında bulundu.

Vergi indirimlerinin tek başına çözüm üretmediğini söyleyen ekonomist, kâr etmeyen işletmeler için vergi avantajlarının sınırlı etki yarattığını ifade etti. Bunun yerine reel sektöre doğrudan finansman sağlanmasının daha etkili olacağını savundu.

Alkin’e göre Türkiye’de yaşanan enflasyonun temelinde aşırı talep değil, maliyet baskısı ve güvensizlik ortamı bulunuyor. Vatandaşların fiyatların daha da artacağı endişesiyle ihtiyaçlarını erkene çektiğini belirten ekonomist, bunun da enflasyonu besleyen önemli unsurlardan biri olduğunu söyledi.

ENERJİ ŞOKU UYARISI VE MALİYE POLİTİKASI ÇAĞRISI

Küresel enerji fiyatlarındaki yükselişin dar gelirli kesimler ve üretim zinciri üzerinde ağır baskı oluşturabileceğini ifade eden Alkin, maliye politikalarının bu etkileri azaltacak şekilde devreye alınması gerektiğini kaydetti.

Özellikle enerji maliyetlerinin üreticiye ve tüketiciye doğrudan yansımasının önlenmesi gerektiğini savunan ekonomist, mevcut ekonomik şartlarda sosyal desteklerin ve üretimi koruyacak önlemlerin öneminin arttığını söyledi.

“FAİZİ DAHA DA YÜKSELTMEK TARİHİ HATA OLABİLİR”

Faiz politikalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Alkin, enflasyonla mücadelede yalnızca faiz artışına dayalı yaklaşımın ekonomide büyüme krizini derinleştirebileceğini belirtti.

Faiz kararlarının beklentileri bozmayacak kadar sıkı ancak reel sektörü kilitlemeyecek kadar dengeli olması gerektiğini savunan ekonomist, ekonominin artık faiz hassasiyetini önemli ölçüde kaybettiğini ifade etti.

Alkin, ekonomi yönetiminin bundan sonraki süreçte daha sakin, daha dengeli ve daha ölçülü adımlar atması gerektiğini belirterek, mevcut tabloya rağmen umutlarını tamamen kaybetmediklerini söyledi.