İnsanların yüzde 99’unun kanında “Sonsuz kimyasallar” tespit edildi
ABD’de gerçekleştirilen kapsamlı bir bilimsel araştırma, günlük yaşamda fark edilmeden maruz kalınan PFAS kimyasallarının insan vücudunda düşündüğümüzden çok daha yaygın olduğunu ortaya çıkardı. “Sonsuz kimyasallar” olarak tanımlanan bu maddelerin, incelenen kan örneklerinin neredeyse tamamında bulunması uzmanları alarma geçirdi.
Sanayi üretiminde suya, yağa ve yüksek sıcaklığa dayanıklılık sağlamak amacıyla kullanılan PFAS bileşikleri; ambalajlardan tekstil ürünlerine, mutfak ekipmanlarından kozmetik ürünlerine kadar pek çok alanda karşımıza çıkıyor. Ancak doğada neredeyse hiç parçalanmamaları nedeniyle bu maddeler yıllardır çevrede birikmeye devam ediyor.
ABD’de 10 binden fazla kişi üzerinde yapılan incelemede, kan örneklerinin yüzde 98,8’inde PFAS maddelerine rastlandı. Araştırmacılar, bu sonucun artık kimyasal kirliliğin yalnızca çevresel bir sorun olmaktan çıktığını, doğrudan insan biyolojisinin içine yerleştiğini gösterdiğini belirtiyor.
KANDA TEK DEĞİL, KİMYASAL KOKTEYLİ VAR
Araştırmanın dikkat çeken yönlerinden biri de insanların yalnızca tek bir PFAS türüne değil, çoklu kimyasal karışımlarına maruz kaldığının anlaşılması oldu. İncelenen örneklerin büyük bölümünde aynı anda beşten fazla PFAS türevine rastlandı.
Bilim insanlarına göre bu durum, sağlık risklerini daha da karmaşık hale getiriyor. Çünkü farklı kimyasalların bir araya geldiğinde nasıl bir etkileşim oluşturduğu hâlâ tam olarak bilinmiyor. Özellikle mobilya, tekstil ve kaplama sektöründe kullanılan bazı PFAS türlerinin neredeyse tüm örneklerde görülmesi dikkat çekti.
Uzmanlar, insan vücudunda biriken PFAS karışımlarının uzun vadede çok daha büyük sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor.
SAĞLIK RİSKLERİ ENDİŞE YARATIYOR
Geçmiş yıllarda yapılan çok sayıda bilimsel çalışma, PFAS maddelerini ciddi sağlık sorunlarıyla ilişkilendirmişti. Araştırmalarda bu kimyasalların bağışıklık sistemi üzerinde baskı oluşturabileceği, hormonal dengeyi etkileyebileceği ve bazı kanser türleriyle bağlantılı olabileceği ifade edilmişti.
Bunun yanı sıra erken hücresel yaşlanma, dikkat ve hafıza problemleri ile nörolojik değişimlerin de PFAS maruziyetiyle ilişkili olabileceği değerlendiriliyor. Uzmanlar, özellikle uzun süre düşük dozda maruz kalmanın etkilerinin hâlâ tam anlamıyla çözülemediğini söylüyor.
DOĞADA KAYBOLMUYORLAR
PFAS maddelerinin en büyük tehlikelerinden biri doğada son derece kalıcı olmaları. Toprağa, suya ve canlı organizmalara karıştıktan sonra yıllarca varlıklarını sürdürebilen bu bileşikler, bu nedenle “sonsuz kimyasallar” olarak adlandırılıyor.
Birçok ülke son dönemde PFAS kullanımını sınırlandırmaya yönelik adımlar atsa da uzmanlara göre mevcut kirliliğin tamamen ortadan kaldırılması oldukça zor görünüyor. Çünkü bu maddeler yalnızca üretim alanlarında değil; içme suyunda, gıda zincirinde ve günlük tüketim ürünlerinde de bulunabiliyor.
Bilim insanları, modern yaşamın görünmez parçası haline gelen PFAS kimyasallarının gelecek yıllarda küresel sağlık politikalarının en kritik başlıklarından biri olacağını ifade ediyor.
