TBMM Komisyonu okul saldırılarının nedenlerini araştırdı
TBMM’de kurulan Okul Saldırılarının Nedenlerini Araştırma Komisyonu, çocuk ve ergen ruh sağlığı, eğitim psikolojisi ve sosyal pediatri alanlarında uzman akademisyenleri dinleyerek okul şiddetinin arka planına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul olaylarının ardından çalışmalarını sürdüren komisyonda, dijital dünyanın çocuklar üzerindeki etkisi, akran zorbalığı, aile yapısı, psikolojik destek süreçleri ve şiddetin toplumsal boyutları ayrıntılı şekilde ele alındı.
AK Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt başkanlığında toplanan komisyonda uzman isimler, çocukların giderek artan şekilde sosyal medya, dijital platformlar ve kontrolsüz içeriklerin etkisi altında kaldığını vurguladı. Sunumlarda özellikle ailelerin psikolojik destek süreçlerine yaklaşımı, çocukların silaha erişimi ve dışlanmışlık hissinin saldırgan davranışları tetiklediği yönündeki tespitler dikkat çekti.
AKRAN ZORBALIĞI VE ŞİDDETİN NORMALLEŞMESİNE DİKKAT ÇEKİLDİ
İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Alperen Bıkmazer, akran zorbalığının artık yalnızca okulun değil toplumun tamamının çözmesi gereken büyük bir sorun haline geldiğini ifade etti.
Çocukların yoğun biçimde şiddet içeriklerine maruz kaldığını belirten Bıkmazer, dijital platformlarda tüketilen içeriklerin şiddeti sıradanlaştırdığına dikkat çekti. Adli süreçlerde karşılaştıkları çocukların büyük bölümünün benzer oyunlar ve dizilerle büyüdüğünü söyleyen Bıkmazer, bu durumun çocukların algı dünyasını ciddi biçimde etkilediğini anlattı.
“Şiddet içeriklerine yoğun maruziyet çocukların zihninde normalleşme oluşturabiliyor.”
Uzmanlar, çocukların artık bilgiye aileden ya da öğretmenden çok sosyal medya ve yapay zekâ araçları üzerinden ulaştığını belirtirken, denetimsiz dijital alanların riskleri artırdığına vurgu yaptı.
AİLELER PSİKİYATRİK DESTEK KONUSUNDA ÇEKİMSER DAVRANIYOR
Komisyonda en dikkat çeken başlıklardan biri de ailelerin çocuk psikiyatrisi süreçlerine yaklaşımı oldu. Doç. Dr. Bıkmazer, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu gibi sorunların suça sürüklenen çocuklarda normal popülasyona göre çok daha yüksek seviyelerde görüldüğünü söyledi.
Ancak ailelerin önemli bir bölümünün çocuklarının psikolojik destek almasına sıcak bakmadığını anlatan Bıkmazer, bazı ebeveynlerin çocuklarının gelecekte asker, polis, pilot veya kamu görevlisi olamayacağı endişesiyle tanı konulmasını istemediğini ifade etti.
“Aileler çocuklarının etiketleneceğini düşündüğü için psikiyatrik destekten kaçınabiliyor.”
Uzmanlar, bu yaklaşımın erken müdahale fırsatlarını ortadan kaldırdığına ve ilerleyen süreçte daha büyük sosyal sorunlara neden olabileceğine işaret etti.
KİŞİSEL BİLGİSAYAR VE DENETİMSİZ DİJİTAL ERİŞİM RİSKİ ARTIRIYOR
Sunumlarda çocukların erken yaşta bireysel bilgisayara sahip olmasının oluşturduğu risklere de değinildi. Özellikle cinsel suç işleyen çocuklarda erken yaşta kişisel bilgisayar kullanım oranının daha yüksek olduğuna dikkat çekildi.
Uzmanlara göre denetimsiz dijital erişim, çocukların yaşlarına uygun olmayan içeriklerle çok erken karşılaşmasına neden oluyor. Bu durum ise çocukların zihinsel gelişim süreçlerinde ciddi bozulmalara yol açabiliyor.
Bıkmazer ayrıca okul terklerinin çocukları suça ve madde kullanımına yönelten önemli risk faktörlerinden biri olduğunu belirterek okullaşma oranlarının artırılması gerektiğini söyledi.
“Okuldan kopan çocukların suça sürüklenme ve madde kullanım riski 2-3 kat artıyor.”
“ÇOCUKLAR İÇİN DİJİTAL VE GERÇEK DÜNYA AYRIMI YOK”
İstanbul Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci ise dijital dünyanın çocuklar için artık hayatın doğal bir parçası haline geldiğini ifade etti.
TÜBİTAK destekli araştırmanın sonuçlarını paylaşan Semerci, çocukların dijital ortamı ayrı bir alan olarak görmediğini, çevrim içi ve çevrim dışı yaşamın iç içe geçtiğini anlattı. Sosyal medya yasaklarının tek başına çözüm olmayacağını belirten Semerci, dijital alanın yalnızca eğlence değil aynı zamanda sosyal eşitsizliklerin de yansıdığı bir mecra haline geldiğini söyledi.
Uzmanlar, çocukların dijital okuryazarlığının artırılması ve ebeveynlerin bilinçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
DIŞLANMIŞLIK VE “TANINMA” İSTEĞİ ŞİDDETİ BESLİYOR
Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nilüfer Koçtürk ise çocuklarda saldırgan davranışların arkasındaki psikolojik dinamikleri anlattı.
Koçtürk’e göre kendisini başarısız, dışlanmış ve değersiz hisseden çocuklarda zamanla intikam düşünceleri gelişebiliyor. Özellikle toplum tarafından görülme ve “unutulmama” isteğinin bazı çocukları tehlikeli davranışlara sürüklediği ifade edildi.
Uzmanlar, okul saldırılarının yalnızca bireysel bir sorun değil; aile, okul ve toplum yapısındaki kırılmaların ortak sonucu olduğuna dikkat çekti.
AİLE VE ÖĞRETMEN DESTEĞİ KRİTİK ÖNEM TAŞIYOR
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Betül Ulukol da çocukların davranış biçimlerinde aile yapısının belirleyici olduğunu söyledi.
Çocukların ailelerini model aldığını belirten Ulukol, sevgi ve aidiyet duygusundan uzak büyüyen çocukların sosyal medya grupları ya da suç örgütü benzeri yapılarda kendilerine yeni aidiyet alanları arayabildiğini kaydetti.
Komisyonda milletvekilleri de okul güvenliği, dijital denetim mekanizmaları, aile eğitimleri ve psikolojik destek sistemlerinin güçlendirilmesine yönelik önerilerini paylaştı.
